• İnsan kaybetmeme mücadelesi nereye kadar sürecekti? Karşınızdaki sizden gitmeyi, yitmeyi istiyorsa mücadele etmenin ve beyninizi böyle insanlarla meşgul etmenin ne anlamı vardı? Sahiplenme girdabının kişiliğimizi derinlere çekerek bizi boğmasına seyirci kalabilir miydik?
  • Bu insanlara güzel ve aydın bir gelecek vaadiyle yola çıkanlar, ‘İntihar sebebi kişisel!” deyip yangınla ilgili sorumluluk almıyorlar.
  • Kadim bir coğrafyada irili ufaklı bir çok devletteki belli yaşın üstündeki insanlar; “Bir kişinin ikbali için yitirdiklerimize göz yuman ecdadımızı hayır ile yad etmiyoruz ve Amerika için çok üzülüyoruz!” diye fısıldaşıyorlardı.
  • Son pişmanlık fayda etmeyeceğine göre; provokatörler ve erk sahipleri, üniversiteli gencecik çocukların üzerinden heveslerini ve emellerini geri çekmelidir
  • Dünyada kanserden ölümlerin tüm ölümlere oranı yüzde 12,5, Türkiye’de yüzde 12,9 iken… Dilovası’nda ise yüzde 33,7” olduğunu biliyordu Mehmet
  • Anlı şanlı doktorlarla kafa yaparak, profesörlere (gerçeklerinden bahsediyorum) ayar vererek, sağlık çalışanlarının paylaşımlarını aşağılayarak endorfin ürettiğimizi düşünürüz. Aslında tek ürettiğimiz kin, nefret ve acizliktir. O kadar bellidir ki çaresizliğimiz…
  • Anka Kuşu’nu bilir misiniz çocuklar? Alev alev yanar ve küllerinden yeniden doğar. Bir kadının ölmek üzereyken küllerinden yeniden doğmasıdır Melek İpek!
  • Gençken aşık olmaktan korkardık. Ayıptı! Zinhar yanlıştı. Savunulacak cephe, kurtarılacak vatan, örgütlenecek direniş vardı. Aşık olmak en hafif deyimiyle zayıflıktı.
  • “Yaşama dair; merakı, kaygısı, öngörüsü, tesbitleri olan insanlar ihtiyarlar mı dedem? Çevresinde olup bitene karşı; kaygısız ve duyarsız olanın yaşı kaç olursa olsun genç sayılır mı ve geleceğin umudu olur mu dedem?”
  • İnsanın çevresinde olup bitene duyarlı olmasını, gerektiğinde tüm gemileri yakıp kavgaya girebilmesini… ben senden öğrendim.