Almanya seçime gidiyor -1 /Türklerden katılım ve boykot çağrısı

GÜRSEL KÖKSAL Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’daki Türkiye kökenli seçmenlere “Türkiye düşmanı” olarak tanımladığı “Hristiyan Demokratlar, Sosyal Demokratlar ve Yeşiller’e oy vermeme” çağrısı, Türk toplumu içindeki ayrılıkları daha da derinleştirirken, Türkler tarafından kurulmuş örgütlerin farklı tepkileriyle karşılandı. Almanya Türk Toplumu (TGD), seçimlere aktif katılım çağrısında bulunurken, AKP’ye yakınlığıyla bilinen Yenilik ve Adalet Partisi (BIG) ise seçimlerin tamamen […]
Arşiv - 25 Ağustos 2017 16:31 A A

GÜRSEL KÖKSAL

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’daki Türkiye kökenli seçmenlere “Türkiye düşmanı” olarak tanımladığı “Hristiyan Demokratlar, Sosyal Demokratlar ve Yeşiller’e oy vermeme” çağrısı, Türk toplumu içindeki ayrılıkları daha da derinleştirirken, Türkler tarafından kurulmuş örgütlerin farklı tepkileriyle karşılandı. Almanya Türk Toplumu (TGD), seçimlere aktif katılım çağrısında bulunurken, AKP’ye yakınlığıyla bilinen Yenilik ve Adalet Partisi (BIG) ise seçimlerin tamamen boykot edilmesi çağrısı yaptı.

Kimi uzmanlar Almanya’daki Türk toplumu içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın kesimlerin çoğunluğu oluştursalar da, Alman vatandaşlığına geçmiş ve böylece bu ülkede seçme-seçilme hakkına sahip olan Türkiye kökenliler açısından aynı durumun sözkonusu olmayabileceğine işaret ediyor. Bu seçmenlerin, çoğunlukla muhafazakar ve sağcı da olsalar bile Almanya’daki seçimlerde ağırlıkla sol partileri, özellikle de Almanya Sosyal Demokrat Partisi’ni (SPD) tercih ettilerini hatırlatan siyasal gözlemciler, önümüzdeki seçimlerde de benzer bir durumun yaşanacağını savunuyorlar. Öte yandan Almanya’daki Türkiye kökenli seçmenlerin seçim sonuçlarına etkisinin fazla abartıldığına dikkat çekip,  bu konunun sürekli gündemde tutulmasının, azınlık ve çoğunluk arasındaki karşıtlıkların daha artmasına neden olacağı, ırkçılık ve yabancı düşmanlığını seçim sandıklarında da güçlendireceği uyarısı yapılıyor. Nitekim Federal Seçim Kurulu’nun yayınladığı son istatistikler de sözkonusu “abartı” tezini destekliyor. Buna göre Almanya’daki Türkiye kökenli seçmen sayısı yaklaşık 720 bini, yani toplam seçmenlerin (61.5 milyon) yüzde 1,17’sini ancak buluyor.  Sayıları ve seçilme şansları her seçimde daha da artan Türk kökenli milletvekili adaylarının bu seçmenlerin önemli bir bölümünün sandık gitmeye teşvik etmesi güçlü bir olasılık olarak görülüyor.

ALMANYA TÜRK TOPLUMU: Sandık başına gidelim!

Almanya’daki  en büyük ve en eski Türk örgütlerinden Almanya Türk Toplumu (TGD) Eşgenel Başkanı Gökay Sofuoğlu’nun çağrısı bu yönde. “Türk kökenli tüm Alman vatandaşlarını demokratik katılım haklarına sahip çıkmaya ve 24 Eylül’de sandık başına gitmeye çağırıyoruz” diyen Sofuoğlu, seçmenlerin oy vermeden önce adayların göçmen haklarını ne ölçüde savunduğu konusunda bilgilenmeye çağırdı. Almanya’daki Türk kökenli insanların, konut ararken, okulda ve çalışma hayatında halen ırkçılık ve ayrımcılık gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Sofuoğlu, “Ancak bu sorunları çözecek olan Erdoğan değil, bu ülkedeki yaşam koşullarını demokratik yollarla iyileştirmeye çalışanların kendisidir” dedi. Sofuoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Özgür seçme ve seçilme hakkı elbette Almanya’daki Türk kökenli seçmenler için de geçerlidir. Bu ülkenin olgun vatandaşları olarak elbette bizler bu konuda kendi kararımızı verebilir, her türlü yönlendirmeye ve kullanılmaya karşı kendimizi koruyabiliriz.”

TGD’nin diğer Eşgenel Başkanı Atilla Karabörklü de yaptığı açıklamada “Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokratik partileri ‘Türkiye’nin düşmanı’ olarak karalayıp, Türk kökenli seçmenlerin özgürce seçime katılımlarına karşı çıkarak kendi amaçları doğrultusunda propoganda yapıyor. Almanya’daki Türk kökenliler ve Türkiye sürekli Avrupa’dan soyutlanmaya zorlanması, Erdoğan’ın politikasını hizmet ediyor. Günümüzde Alman politikacıların popülist açıklamalarıyla da dile getirilen Almanya’daki Türk kökenlilere yönelik düşmanlıklar, Erdoğan’ın stratejisine katkıda bulunuyor ve onun etkisini arttırıyor” dedi.

TGD: “Bu krizin kazananı olmayacak!”

TGD adına birkaç gün önce yaptığı açıklama yapan Karabörklü, yaşanan krizin sonlandırılması çağrısında bulunmuştu.

Karbörklü’nün açıklaması özetle şöyleydi:

“Türkiye ve Almanya diplomatik ilişkilerin başlamasından bugüne  kadar geçen süre içerisinde en derin krizlerinden birini yaşamaktadır. Almanya Türk Toplumu örgütü olarak görevimizin siyasi konjonktür çerçevesinde hareket etmek değil, ülkeler arasında sorunun daha da derinleşmemesine yönelik çabalarda bulunmak ve bağlamda her iki ülke yöneticilerine açıkça uyarı yapmaktır. Almanya Türk Toplumu örgütü ne Türkiye nede Almanya’daki hükümetlerin ve siyasi partilerinin arka bahçesi değildir. Almanya Türk Toplumu kendine bağlı federasyonları ve eyalet örgütleri olan bağımsız bir sivil toplum kuruluşudur. Gücünü kendi üye derneklerinden alan özellikle burada yaşayan 3 milyonu aşkın Türk insanın sorumluluğunu sırtında hissederek çalışma yapan demokratik bir kuruluştur. İnsanımızın büyük bir bölümü Türkiye’den kopmadan ve ülkesini yüreğinde taşıyarak yaşamakta, içinde bulunduğu toplumla bütünleşmiş, yaşadığı ülkenin nerdeyse bütün kurumlarında, toplumsal alanlarının büyük bir kısmında, spor, siyaset, kültür, sanat, ticaret, bilim gibi önemli ve temel bölümlerinde yer edinmiştir. Yüzbinlerce gencimiz Alman okullarında eğitim görmektedir. Onbinlercesi meslek eğitimi yapmakta ve üniversite eğitimi almaktadır. Gelinen kriz ortamı sonucunda Türk toplumu bu 60 yıllık yoğun emek ile elde ettiği birikimi kaybetmekle karşı karşıyadır. Bu sadece buradaki insanların şahsi kaybı değil, 80 milyonun ve nihayet Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Almanya’nın 70 yıllık ortak birikiminin kaybı anlamına gelmektedir. Bu kayıpları görmemek, idrak etmemek ve anlamamak büyük bir körlüktür.

Almanya Türk Toplumu olarak düşüncemiz bu siyasi krizin kazananı olmayacağı yönündedir. Bilakis kaybeden her iki ülke aynı zamanda her iki toplum olacaktır. Kazananlar başta Almanya ve Türkiye’de olmak üzere çevre ülkelerdeki krize bel bağlamış çıkar odakları, terör şebekeleri, radikal siyasi gruplar olmak kaydı ile Türkiye ve Almanya düşmanları olacaktır.

Alman ve Türk hükümetine buradan bir kez daha çağrı yapıyor, yaşanan bu krizin bir an önce bitirilmesini talep ediyoruz. Almanya Türk Toplumu olarak doğru olduğuna inandığımız yolda yolumuza devam edeceğimize Türk ve Alman kamuoyuna açıkça ilan ederiz.”

TÜRKLERİN KURDUĞU PARTİ BIG: Boykot!

Sık sık kendilerinin AKP’yle bir bağlantılarının olmadığını, Almanya yasalarına uygun olarak kurulmuş bir Alman partisi olduklarını vurgulayan BIG’den (Yenilik ve Adalet Partisi) yapılan açıklamada ise Almanya’daki Türk kökenli seçmenlerin genel seçimleri tamamen boykot etmesi çağrısı yapıldı. Partinin Gnele Başkanı Haluk Yıldız’ın Almanya’daki bazı Türkçe yayın organlarında yer alan yazılı açıklamasında “Biz BIG partisi olarak seçmenlere bu genel seçimleri komple boykot etmeleri çağrısında bulunuyoruz ve bu yüzden kendimiz de bu seçimlere parti olarak katılmıyoruz. BIG partisi olarak bizim hedefimiz 2019’dur” denildi.

Almanya’daki tüm partilerin anayasa referandumu öncesinde Türkiye hükümeti ve özellike Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı hayır kampanyası yürüttüklerini, seçilmiş cumhurbaşkanını medyanın da desteğiyle itibarsızlaştırmaya çalıştıklarını ve bunu kınadıklarını vurgulayan Yıldız’ın açıkmamasında şöyle denildi:

“Aktüel olarak Alman hükümeti Türkiye’yle Gümrük Birliği’nin genişletilmesini hayata geçirmeyeceğini beyan ederek Türkiye’ye baskı ve hatta santaj yapmaya çalışıyor. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye kökenli seçmenlere, Almanya’nın Türkyie’ye olan menfi tavrından dolayı Almanya’nın büyük partilerini seçmeyin diye bir çağrıda bulunuyor. Bu bir siyasi misilleme olarak görülebilir. Bu çağrı elbette Cumhurbaşkanı’na sempatisi olan birçok seçmeni etkileyecektir. Biz Almanya’da kurulu bir parti olarak bu tür karşılıklı müdaheleleri pek tasvip etmiyoruz, çünkü bu durum maalesef karşılıklı önyargılara sebep veriyor ve toplumun daha da kutuplaşmasını ve bülünmesini sağlıyor.”

Almanya’daki Türk toplumunun siyasal olarak bilinçlenmesi ve kendisini temsil edecek tek bir siyasal oluşumda birleşmesi gerektiğini savunan Yıldız, “Bu oluşum ancak 7 yıldır ciddi emeği olan, 34 seçime katılmış, 9 eyalette 40’ın üzerinde teşkilatı bulunan BIG partisi olabilir” dedi.

Partinin hedefinin 2019 seçimleri olduğunu belirten Yıldız şöyle devam etti:

“O zamana kadar siyasi birlik sağlamak için gerekil çalışmaları yapacağız. Şu anda seçimlere yüzde 30 olan katılım artırılacak. Hapsini BİG partisinde birleştireceğiz. Ancak doğru ve şuurlu, stratejik kararlar verirsek, birlik olursak, Allah’ın izniyle biz yakın zamanda söz sahibi oluruz. Yoksa ezilmeye, tahkir edilmeye mahkum kalırız. O yüzden tekrar herkese çağrımız şudur: Bu seçimleri boykot edin, eğer seçimlere giderseniz de seçim pusulasına kocaman şunu yazın: Wahlboykot!”

Arşiv - 16:31 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.