Sümeyra 70 yaşında

Frankfurt ve İstanbul’da gerçekleştirilen anma toplantılarında şarkılar hep O’nu, o kadife sesli, unutulmaz sanatçıyı anlattı
Arşiv - 5 Ocak 2017 06:13 A A

Unutulmaz sanatçı Sümeyra Çakır’ın 70, yaşı Frankfurt ve İstanbul’da kutlandı. Frankfurt’ta “Sumeyra’ın kizçeleri’ sahne alırken, İstanbul’da  da Dostlar Müzik Topluluğu, Ruhi Su Dostlar Korosu Sümeyra için söylediler.  Büyük ilgi gören anma toplantılarında Sümeyra’nın eşi, mimar Hasan Çakır konuşmasında şunları söyledi:

Merhaba dostlar, canlar merhaba,
Üstümüze yol uğrattınız, hoş geldiniz

Sümeyra Bugün Burada, aramızda olsaydı… Elinde sazı şuradan içeri girseydi…
Sahneye çıksaydı… Nesimi’den şu türküyle selamlardı bizi:

Senede bir görmediğim
Dostlar merhaba, merhaba,
Deste deste dermediğim,
Güller merhaba, merhaba…

Sonra da şu türküyü söylerdi sanırım:

Gümüş ibrik idim kaynadım coştum
Kendi yağım ile kavruldum piştim
Kadrimi bilmezin eline düştüm
Eğil dağlar eğil kıymet bilinsin
Eğil dağlar benim sılam görünsün

Sümeyra bu türküyü hemen her konserinde söylerdi. Değerbilmezlığin yıkıcılığına karşı bir uyarı gibi…

Bir türkümüz, „vatan da bir gurbet de bir çekene“, diyor.
Vatan ne doyduğun ne de doğduğun yer, vatan kadir kıymet bilinen yerdir. Isterim ki bütün dünya insana vatan olsun, diyor Sümeyra

Değer bilmek toplumsal ilerlemenin, adam olmanın, aydın olmanın temeliydi, Sümeyra için

 

„Analardır adam eden adamı“ diyor Nazım Hikmet. „Bir de türküler“ diyor Sümeyra.

Adam olmak kolay mı? Kürk ile börk ile adam olunmaz. Adam oluncaya kadar dokuz fırın ekmek ister. Adamın kıymetini adam bilr…

Adam olmak değerbilir olmaktır.

Değerbilmez kişi ya da toplum adam olmaz, yozlaşır; bilgisiz, hödük, kof, sorumsuz, yıkıcı, kıyıcı, ikiyüzlü, kıskanç, yalancı, saygısız, düzenbaz olur; eblehleşir… Değer bilmezlik bilim ve sanatın, toplumsal ilerlemenin önünde en zor engeldir.

Bir türkümüz şöyle diyor:

Gökte uçan hüma kuşu
Ne bilir dalın kıymetin
Kargayı kondurman güle
Ne bilir gülün kıymetin

Çift sürüp ekin ekmeyen
Meydana sofra dökmeyen
Arının kahrın çekmeyen
Ne bilir balın kıymetin

Mecilisten söz atanlar
Gerçeğe yalan katanlar
Sonra beyliğe yetenler
Ne bilir ilin kıymetin

„Kimi aydın geçinenler türküleri küçümser. Ben gerçek aydılığı türkülerde buldum. Eğriyi doğrudan, hakikiyi sahteden, gerçeği yalandan ayırt edebilmek, değer bilmek, yani aydın insan olmak kolay mı?“ diyor Sümeyra.

Pir Sultanım hamı hâsı seçerim
Aşk okurum aşk kitabın açarım
Yar elinden ağu gelse içerim
Bir sen iç sevdiğim bir de bana ver

Değer bilmek aydın insan olmanın temelidir. Değer bilmez insan, hamı hâsı seçemez, aydın olamaz…

Değer bilir, aydın olmak için, merak etmek, okumak, bilgilenmek, çift sürüp ekin ekmek, arının kahrını çekmek gerek.

***
Kadir kıymet bilmez 12 Eylül haramileri Sümeyra‘nın yolunu kesmişti. Kısa süren ömrünün son on yılınında türkülerinin yurdundan uzak kalmıştı:

Şöyle diyordu Sümeyra:

Türkülerimin yurdundan, memleketimden ırakta kalmak zor geliyor, ama daha zoru memleketten uzakta kalmaya zorlanmak. En çok bu insanın gücüne gidiyor.

Sonra Bir Dadaloğlu türküsü…

Yürü bre Pınarbaşı
Acep karın kalktı m’ola
Usul boylu tor sunalar
Su yoluna çıktı m‘ola

Bıktım usandım canımdan
Ayrı düştüm vatanımdan
Bizimkiler kavgasından
Sağ selamet çıktı m’ola

Dünya benim rızkımdır, Halkı benim halkımdır, diyor Yunus Emre. Sümeyra da Yunusca, dünyayı kendi memleketi, dünya halkını kendi halkı gibi görüyordu:

Bir türkümüz, gide gide yad elleri yurd olur, diyor. Konser yapmak icin gittiğim ülkelerden Frankfurt’a dönerken, Istanbul’a dönüyomuşum duygusuna kapılırım çok kez. Ama elbette burayı da özlüyorum, Burada da dostlarım ve Erich Fried gibi sevdiğim şairler var.

Sözünü Kul Halil ile sürdürüyordu Sümeyra.

Yine bir gariplik düştü serime
Ben de bilmem ya nic’olur halimiz
At sürüp bu ellerden gitmek isterim
Belki tuz ekmektir bağlar yolumuz

 

***
Sümeyra‘nın – türkülerinin yurdundan uzakta – çok önem verdiği bir uğraşı da Ruhi Su türkülerini müzik dünyasına tanıtmak idi. İstiyordu ki tüm ses sanatçıları – Güney Afrikalı bir ses sanatçısı da – klasik bestecilerin „Lied“leri „arya“ları gibi – Ruhi Su türkülerini söyleyebilsin. Bunun için her şeyden önce Ruhi Su türkülerinin notaya dökülmesi ve sonra uygun olanlarına piyano eşliği düşünülmesi gerekiyordu. Sümeyra Ruhi Su‘nun da isteği ve önerisiyle bu işe başlamıştı…

Sümeyra şöyle diyordu:

„Türkü söylemede Ruhi Su söyleyişi gercek anlamda bir yeniliktir. Bu yenilik, sanıldıği gibi onun bir opera sanatçısı olarak elinde saz türkü söylemesi değildır.
Yeni olan, Ruhi Su’nun, türküleri – değerini düşürmeden, içlerini boşaltmadan, anlamlarını bozmadan, birinci sınıf bir virtüozite ile – bir sanat eserine dönüştürmesidir. Ruhi Su türkülerimizi klasik müziğin büyük ustaları gibi işlemiş ve yeniden yaratmıştır. Onların notaya döktüğü işi Ruhi Su sesiyle yapmıştır.

Schubert veya Schumann’ın “Lied”leri ne ise, Ruhi Su türküleri de odur aslında.

Ruhi Su’nun türkülerini notaya alma ve piyano eşliği tasarlam işi bitmedi.

Şimdi Sümeyranın başladığı işin südürülmesi, yarım kalan işini tamamlanması gerekiyor. Bu iş kolay bir iş değil. Kompozitörlerin yapabileceği bir iş… Konservatuarlarımız, kompozitörlerimiz Ruhi Su’nun adını ağıza almaktan korkmamalı.

Sümeyra’dan bir not, 8 Ekim 1983, saat 12.30, Frankfurt:

Ruhi Su halk türkülerini icra etmede yeni bir yol açtı. Bu yol ne idi?

Türkçe diksiyon kurallarına göre söyleme
Ses sanatının kurallarına göre söyleme
Halk türkülerini söz ve müzik olarak derinlemesine araştırma, ve büyük bir sezi ile onların kaybolmuş, yozlaşmış melodik özelliklerini keşfetme.
İşte ben bu yolda gidiyorum…

Türkçe (türkü) söylemenin kuralları Ruhi Su’nun söylediği türkülerden çıkacaktır.

Ruhi Su, halk türkülerimizi işleyip yeniden yaratmıştır: Beethoven, Liszt, Schubert, Schumann gibi klasik müziğin büyük ustalarının halk türkülerini işlemesi, şairlerin şiirlerini bestelemesi gibi, Ruhi Su da halk türkülerimizi işlemiş, şairlerimizin şiirlerini türküleştimiştir; onların notaya döktüğü işi Ruhi Su sesiyle yapmıştır.


***
Sümeyra, Londra‘dan Sydney’e kadar, gittiği her yerde, verdiği konserlerde Anadolunun barışçı sesini insanlığın sesine, barış türkülerine kattı.

Sümeyra bugün burada, bu merhaba akşamında, son olarak bize, Brecht’den dilimize aranje ettiği Çocukların Dileği Barış türküsünü söylerdi, sanırım…

Gökten Bombalar yağmasın
Evleri yakıp yıkmasın
Analar bir daha ağlamasın
Kimse kimseye kıymasın

Herkes elinden gelen
Bir işin ucundan tutsun
Gençler ulaşsın bu dileğe
Hem de ihtiyarlar

Çocukların Dileği adıyla bir konser programı hazırlıyordu Sümeyra, Ruhi Su‘dan ve çeşitli dillerde söylenen türkülerden seçme bir konser programı ve bu türküleri bir albümde derlemek istiyordu… Birçok çalışması gibi bu işi de yarım kaldı.

Dostlar Müzik Topluluğu Sümeyra‘nın başladığı bu işi tamamlamak istiyor. Merak ediyorum ve şimdi sözü Dostlar Müzik Toluluğu’na bırakmak istiyorum.

***
Sümeyra türkülerimizi sevdirdi. Gittiği her ülkede türkülerimize karşı ilgi ve hayranlık uyandırdı.

Sümeyra’nın 6 Haziran 1987 günü, Wiesbaden (Visbaden) kentinde verdiği bir konser üzerine, Südwind Dergisi şöyle yazıyordu:

“İnsanları barışa ve adaletli davranmaya çağıran, Almanya’yı pohpohlamadan, burada var olan eşitsizliği de gösteren Sümeyra, bu yanıyla kendisine saygı duyulması gereken bir kadın. Gerçekleri tüm çıplaklığıyla, samimi bir şekilde anlatan, ama bunu UMUDUMUZU KIRMADAN yapan böyle bir insana çok az rastladım. Ayrıca söylediği iki Türkçe ve bir Kürtçe şarkıyla insanlararası ilişkileri ve insan sevgisini dile getirdi. Şimdiye kadar beni, Sümeyra’nın sesi kadar başka hiçbir ses, bu denli etkilememişti. Şarkıları öğreticiydi. Sevgi ve hoşgörü doluydu. Sana çok teşekkür ederiz bunun için Sümeyra. Seni unutmayacağız.”

Merhaba Sümeyra!

Bu gün senin için buradayız, Çocukların Dileği Barış türkü akşamı senin için.

Seni özlüyoruz.

Pir Sultan ile bitirelim:

Gir aşkın deryasın‘ boyla
Kıyısı öte mi dersin
Bir gerçeğe hizmet eyle
Emeğin yite mi dersin

Arşiv - 06:13 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.