Resim sanatına neden karşılar? – Nur Türk

Sosyal medyadaki hocanın ‘Resim yapmak günahtır, ressamlar cennete girmezler’ diye fetva vermesi üzülerek okuyorum. Bu nasıl bir aymazlıktır
Arşiv - 30 Ocak 2020 01:49 A A

SANAT BİR TOPLUMUM BİNLERCE YILLIK KÜLTÜREL BİRİKİMİNİN DIŞA VURUMUDUR.

Okurlarım yine bir sanat sohbetimizde birlikteyiz. Umarım okuduklarınızdan keyif alırsınız.

Kendimden bahsetmek hiç hoşlanmadığım bir durumdur. Ama bugün yaşadığım bir olayı size anlatmadan önce kendimden birazcık bahsedeceğim, çünkü yaşadığım olayla ilgili…

Ben 1961 yılında Bolu’da doğdum. Ailem muhafazakâr ve dindardı. Arap fetvalarına inanarak yaşarlardı. Sorgusuz sualsiz, her şey yasaktı. Dedem ya da babam koyardı kuralları, beni ilkokuldan sonra okutmama kararı aldıklarında, bir hafta açlık grevi yaparak odaya kilitledim kendimi, mahalle muhtarımız kadındı ve babamı zorlukla ikna etti, Kız okulu diye kız meslek lisesine okullar açıldıktan 10 gün sonra başlamıştım. En çok bu duruma üzülende annemdi.”Ah ben bu kızı nasıl zapederim, kötü yola düşer ”demişti. Resim sanatını seçmem ve bu yolda ilerlemem ailem için yüz karasıydı. Ben Müslüman olamazdım. Rahmetli amcama göre, şeytanın önde gideniydim. Benden Müslüman olmazdı. Olsam da cehennemliktim.

Ailemden farklı bir dünya görüşüne sahip olmanın bedelini çok acılar çekerek yaşadım. Ötekileştirildim, dışlandım, Yalnız kaldım, hakkımda çıkarılan olur olmaz birçok iftiralara maruz kaldım. Bu ailede ilk yüksekokula giden, ilk Bolulu olmayan biri ile evlenen, ilk meslek sahibi olan bendim. Kaç kez yıkılan yaşamımı, yeniden kurduğumu hatırlamıyorum bile…

Evet; bugün annem telefonla aradı, komşusu olan yaşlı bir amca varmış, kızı ile Ankara’ya doktora muayene için geleceklermiş, bir gün misafir edebilir misin diye sordu.

Anne senin komşuların tabi ki gelsinler, kalsınlar“ dedim. Annem mutlu olarak kapattı telefonu, aradan 10 dakika geçmişti ki yeniden aradı. Meraklanarak telefona cevap verdim.

kızım senin yaptığın o resimler halen evinin duvarlarında mı?”

Evet, anne duvarlarımda asılı duruyorlar. Hayırdır niye soruyorsun?”

Sen onları bir günlüğüne kaldırabilir misin?”

Neden kaldırayım anne?”

Adam da kızı da namaz kılıyorlar, resim olan evde şeytan olur. Bir de geri geldiklerinde bütün mahalleye senin o halini anlatırlar. “Sakin olmaya çalışıyordum.

Anne senin komşuların, bir başka şeytansız yer bulsunlar bana gelmesinler” dedim. 70 li yıllarda yaşadığım olayların halen günümüze kadar geldiğini, son zamanlarda sosyal medyadaki hocanın ‘Resim yapmak günahtır, ressamlar cennete girmezler’ diye fetva vermesi üzülerek okuyorum. Bu nasıl bir aymazlıktır?

Gelinen aşama da kültür ve sanata nerden, nasıl bakıldığı aşikârdır.

Fransa’daki Lascaux mağarasında bulunan hayvan figürleri ve av sahnelerinden oluşan çizimler günümüzden 40.000 yıl önce yapılmış. En eski resim olarak kabul edilir. ‘İnsan kendini ifade etme ve gereksinimi duyduğu andan itibaren resim yapmaya başlamış olmalı’ diye düşünüyorum.

İnsanlığın eski taş çağlarından bu yana eserleri ile çizdiği grafik izlendiğinde, küçük avcı topluluklarından köylere, köylerden site hayatına, site hayatından kent devletlerine ve daha sonraları, imparatorluklar ile diğer çeşitli devlet yönetimlerine varılır. Toplumun yapı ve kültürünü oluşturan sonsuz faktörlerin kışkırttığı Sanatçının eseri, dolayısıyla toplum-sanatçı ikilisinin ortak malı olur. Ancak eser, sanatçıdan çok toplum malı olarak kabul edilir. Bu nedenle sanatçıları, çeşitli kavim ve milletlerin adına göre sıralıyoruz. Bu açıdan bakma, sanat eserinin kişisel bir fantezi olduğu görüşünü de reddeder. Bu yüzden sanat eseri, toplumsal yapıyı ve düşünüşü yansıttığı oranda, sanatçı kişiliğini ve fantazisini de ortaya koymaktadır.

Rene Hygu’ün de dediği gibi sanat estetikle iç içedir. Çünkü çağların dünya görüşleri, aynı zamanda estetik görüşleri de yansıtır. Sanat eserinin bir dünya görüşü ürünü olduğu kabul edilince, Mısır mimarisinin neden bir Yunan mimarisinden farklı olduğu anlaşılır. Gene aynı şekilde, Hristiyan ve İslam toplumlarının neden ayrı birer dünya görüşünü yansıtan sanat eserine ihtiyaç duydukları da ortaya çıkar. Bu bakımdan biz, devlet yapısının ve inançların, sanat eserinde payları olduğunu anlıyoruz.

Sanat bir toplumum binlerce yıllık kültürel birikiminin duşa vurumudur.

SAĞLIKLA, SEVGİYLE, SANATLA KALINIZ.

Arşiv - 01:49 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.