Pazartesi Yazıları: İçimizdeki “Kıyamet”! – Kenan Çığır

Herkesin hayatı anlatılmaya, herkes anılmaya ve sevgiye değerdir. Başarı da başarısızlık da varolma mücadelesi içinde saygıya değerdir.
Arşiv - 30 Ağustos 2021 00:13 A A

“Ben burdaayyyımmm!”

Senin de herkes kadar; sahillerde, ormanlarda, şehirlerde… hayatta olmaya hakkın var. Elbette buradasın, elbette aynıyız, elbette cansın… elbette iyi ki buradaydın.

İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu’ na göre:

“Dünya nüfusunun yüzde 20’sinden fazlası, yaklaşık 1,8 milyar insan yeterli konuttan yoksun, 100 milyondan fazla insan evsiz yaşamaktadır. 2030 yılında yetersiz konutta yaşayan insan sayısı 3 milyara yükselebilir. Dünyada kayıt dışı yerleşimlerde ve gecekondu mahallelerinde yaşayan 1 milyar insan var. 2030 yılında kayıt dışı yerleşimlerde ve gecekondu mahallelerinde yaşayan insan sayısı 3 milyara yükselebilir.”

Vay, vay, vay…

Oysa, çoğunluğumuz yaşadığımız sırça saraylarda çok mutluyuzdur. Herşeyi biz biliriz, herşeyin iyisi bizimdir. Güzelliklere, mutluluklara, sağlık ve afiyete sahip olmak bizim hakkımızdır. Erkekler göbeğini mutlaka içeri çekmiş, kadınlar tüm tatlı hallerini takınmış şekilde… katalog çekimlerinden de âlâ* fotoğraflarla süsleriz sosyal medyayı.

Bu gösteriş ve ilgi çabamız, ebette insanca tutum ve davranışlardır, anlaşılabilir. Kabul görebilir, hatta sevgiyle bile yaklaşılabilir.

Çünkü bence: Her insan mutlaka kendi şartlarında değerlendirilmelidir.

O şartların nasıl oluştuğu, değişen kişilikler, samimiyetsizlikler, bukalemunun renkleri bir başka yazıda tartışılabilir…

Bir tarafta öyle ya da böyle şatafatlı hayatlar yaşanırken ve hatta büyük ulemalar! karides ve kalamar da takılıp kalmışken… Dünya nüfusunun yarısına yakını yiyecek bulamıyor. Gittikçe büyüyen oranda bir gurup insan barınamıyor, ısınamıyor, temizlenemiyor…

Yoksunluğun ve çaresizliğin dört bir yanımızı yavaş yavaş sardığını görüyoruz. Görmesek de hissediyoruz, duyumsuyoruz. Empati kurdukça, çözümler yaratmanın gerekliliğini anlıyoruz. “Ben, biz ne yapabiliriz?” Dedikçe ve sorunun cürmümüzden çok ama çok devasa olduğunu hissettikçe, yetersizliğimiz ruhumuzu mengene gibi sıkıyor.

Hepimizin çevresinde, içinde bulunduğu şartları iyileştirmede kendimizi yetersiz hissettirecek insanlar mutlaka vardır. Ben de:

Antalya / Kaleiçi’nde tanıdım onu…

Ağzında pelesenk bir çığlık:

“Kimbilir kimler var şimdi kalbinde
Sen beni unuttun çoktan belki de
Ben hala yaşarım eski günlerde
Her şeyde sen varsın unutamadım.”

Bir zamanlar demirci ustasıymış. Kızları vardı, damatları… Vefasız değillerdi… sokaklarda yaşamak ve boş şişeleri toplayıp satarak hayata tutunmak onun tercihiydi. Yatağı sokaklar, yastığı kaldırımlar, yorganı… (gökyüzü ve yıldızlar gibi!) edebiyat yapmaya hiç gerek yok, yorganı yoktu. Zira ondan bile yorganını çalıyorlardı…

Hiç kimseye zararı yoktu. Hiç kimseden bir şey istemezdi. Hiç kimseyle sorunu da yoktu… İçindeki o büyük yalnızlığı, onu Kaleiçi’nin Yaşar Baba’sı yapan çaresizliği tüm detayı ile hiç kimseyle paylaşmadı. Konuştuk, dertleştik ama bir yerde sustu…

Dünyada onun şartlarıyla yaşayan yaklaşık yüz milyon insandan biriydi…

66 yaşında, onun için son derece konforlu yatağında… ruhuna giydirilen elbiseyi bırakmış çekmiş gitmişti.

“Yazarrr, ben burdaayyyımmm!” diye seslenirken takındığı gülüşüyse bende kaldı.

Herkesin hayatı anlatılmaya, herkes anılmaya ve sevgiye değerdir. Başarı da başarısızlık da varolma mücadelesi içinde saygıya değerdir.

Bugün kendini başarılı ve dokunulmaz olarak görenlerin, yarın birgün; kendisi ya da çocuklarının hatta torunlarının “Bilmem ne baba ya da ana!” olmayacaklarını kim garanti edebilir? Burnundan kıl aldırmayanların, kendini ulema zannedenlerin, kendinden başka hiç bir şeyi beğenmeyen ve görmeyenlerin sonunun ne olacağını kim bilebilir…

O yüzden, bazı insanlar bazı insanlardan güzeldir. Candır. İnsanoğlu insandır. Onlar… Her şartta insan kalmaya çabalayanlardır. Kendinden farklı olanları da görmeye, anlamaya, empati kurmaya çalışanlardır. Ki bilirler… Yaşar Baba’yla aralarındaki fark; biraz şans, biraz zaman ve elbette nispeten iyi sonuçlanan tercihlerdir.

Yaşar Baba’nın nezdinde, dünyadaki bütün gönül dostlarımı sevgiyle selamlıyorum. Yaşar Baba, sen de gittiğin yerde mutlu ol. Bana da oralarda bir sokak ayır… elbette görüşür, elbette şarabın dibine vururuz.

Günaydın… 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutluyor, sağlıklı bir hafta diliyorum.

Kenan Çığır
30.08.2021
Antalya

*Bu kelime, böyle yazılırsa anlamlı oluyor diye düşünüyorum

Arşiv - 00:13 A A
BENZER HABERLER