MURAT – Züleyha Akın

Murat, bu kurumun en çok güvenilir hastası olmuştu. Yasak olmasına rağmen aracı hastanenin park yerindeydi.
Arşiv - 17 Ekim 2021 21:56 A A

Tuzağı anlarsanız bağımlılıktan kurtulmak çok kolaydır.

Allen Carr

Kısa adı AMATEM olan Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi’nde Salı ve Cuma günleri eski hastalar hastaneden gönderilerek yeni hastaların yatış işlemleri yapılmaktaydı. Yani demek istediğim, 2 haftalık periyotlar oluşturularak ekipler yenilenirdi.

Esasen bu tür kurumların bağımlıları tedavi etme şansı % 1 bile değildi. Yani her 15 günde, bazen 21 günde gelip tedavi gören 100 hastadan 1 kişi bile bağımlılığı bırakamazdı. Hastanede ilk üç gün Sahra Hastanesini andıran birbirine yapışıkmış gibi duran sedyelerin üzerinde hastalara detoks işlemi yapılırdı. Alkolden arındırmak için yoğun bir şekilde serumlarına ilaç katılırdı ki ertesi sabah bu hastalar kollarını bile kaldıramayacak kadar halsiz, dermansız olurlardı.

Sabahları işyerine gelen doktorlar, akşamdan kaldıkları için vizite saatine kadar ayıkmak için soda limon içerlerdi. Doktorların neredeyse tamamı aşırı derecece alkol ve sigara tüketirlerdi.

Hastalara ise YASAKtı.

Bir sabah genç, dinamik, zıpkın gibi, fişek gibi diye tanımladığımız panik atak pozlarında bir genç polikliniğe gelmişti. İsmini sonradan öğrendiğimiz genç Murat’tı. Hemen o gün yatış işlemleri hazırlanarak üst katta bir oda verildi. Oda Ankara manzaralıydı ama hemen karşısında Karşıyaka Mezarlığı görülmekteydi. Bu kurumun buraya konumlanmasının nedeni insanlara şunu söylüyordu. “Ya bu hastanede yatar tedavi olursunuz ya da Karşıyaka mezarlığında yatarsınız.”

Murat’ın evine gidip giysilerini getirmesine gerek yoktu. Aracında her şey vardı. Yalnız odasına gitmeden önce hastane güvenlik görevlilerince küçük valizi astarına kadar didik didik aranmış, daha sonra kemer, ayakkabı bağı, çakmak, tıraş bıçağı gibi eşyalara el konmuştu. Hasta her sabah tıraş olacağı zaman gidecek nöbetçi hemşire hanımdan bir adet bıçak alacak üst kattaki odasına çıkıp tıraş olacak, kullandığı bıçağı çöp bidonuna atmayacak. Aynı şekilde hemşire hanıma teslim edecek o da gözünün önünde çöpe atacak.

Amatem Merkezinin hastaların gereksinmelerini karşılayacak bir kantini yoktu. Hastalar günlük gereksinmelerini ya ziyaretçilerden ya da her sabah hastalardan biri liste oluşturup yakın bir markete giderek getirmekteydi.

Alışveriş yapmak için dışarıya çıkan bağımlı geriye döndüğünde kan ve idrar testi yapılarak dışarıda kaldığı süre içerisinde alkol veya uyuşturucu alıp almadığı denetlenmekteydi. Sadece kendisi mi kullanıyordu yoksa bu zararlı maddeler içeriye sokuluyor muydu? Gerçekten de ne kadar aşırı önlem alınırsa alınsın bir şekilde içeriye sokuluyordu ve bu olumsuz durumun önüne geçilemiyordu. Sadece suçüstü yakalandıklarında güvenlik kuvvetlerine haber verilmekteydi.

Murat ise bu kurumun en çok güvenilir hastası olmuştu. Yasak olmasına rağmen aracı hastanenin park yerindeydi. Sabah kahvaltısından sonra klinikten çıkar kendi kurduğu küçük şirketine gider ve işlerini yürütürdü. Şirketi sağlık sektöründe kullanılan kateter isimli ürünüydü. Bu aparatı kendisi icat etmişti. İnanılmaz derecede kullanışlı olup sağlık çalışanları hastanın damarına bir kez iğneyle girdikten sonra bu aparat bandajlanarak orada duruyordu.

Kliniğin temizlik işçisinden Başhekimine kadar tüm çalışanlar saygı gösteriyorlar ve “özel izinle” girip çıkmasını görmemezlikten geliyorlardı.

Murat’ın babası varlıklı bir iş insanı annesi ise sağlık çalışanıydı. Eşi de tanınmış bir hastanede laborant olarak çalışıyordu. Çok küçük yaşta babasının başka bir kadına gönlünü kaptırması nedeniyle annesiyle boşanmışlardı. Evlenip de çocuk sahibi olduğunda bayramlar ve özel günlerde kızının elinden tutup iki ayrı adrese gitmek ağrına gidiyordu. Çünkü anne ve babasının aynı evde olmalarını çok istemekteydi.

Kendisinden 4 yaş küçük erkek kardeşiyle birlikte büyümek zorunda kalmışlardı. İlk gençlik yıllarında annesinin hem iş yaşamı hem ev işleri dahası çocukların eğitimi derken yorucu bir yaşamı seçmek zorunda kalması ve çocuklarını denetleyememesi sonucunda içki, sigara alışkanlığı edinmişti.

Bu tür alışkanlıklar ilk yıllarda çok sorun olmamakla birlikte ilerleyen yıllarda işini, aile düzenini ve toplumsal ilişkilerini olumsuz yönde etkiliyordu. Önce işyerinde maddi sıkıntılar baş gösteriyor sonra bu ekonomik durumun olumsuzlukları eve yansıyordu. Kavgalar, gürültüler derken eşlerden biri (daha çok kadın) babasının evine giderek arkasından boşanma davası açıyordu.

O durumda bağımlının yapması gereken apar topar bir sağlık kurumuna giderek tedavi görmesi de sonuç vermeyecekti. Çoğunlukla evden giden eşi geri döndürmek için bu yönteme başvurulmaktaydı.

İkinci bir konu ise olur da herhangi bir yerde üstünde bu maddelerden yakalatırsa “ben esrar satıcısı değilim, kendim içiyorum” diyerek kurtulabileceklerdi. Bir tek kez kliniğe yatarak tedavi sonucunda dışarıya çıktığında elinde Amatem Kliğinde tedavi gördüğü konusunu içeren belgesi olacaktı.

Tedavi süresi 15 gündü. Bazı bağımlılar kalmak isterler ve hekimler uygun görürlerse bir veya iki hafta daha uzatılabilirdi.

Esas konu giden eşlerini geri döndürmek için dişlerini sıkarak birkaç hafta hastanede kalmaktı. Bağımlıların çoğu bunu başarıyorlardı. Yalvarıp yakarmaları sonucunda ziyaretine gelen eşlerini “bu illeti bir daha asla ağzıma koymam” diyerek en sevdikleri çocukların başına yemin içmeleri işten bile değildi. Ağızlarına koymayacakları kesindi zira sonraki süreçte alkol alımı yetmeyecek, diğer maddeleri damardan alacaklardı.

O da bu yöntemi izleyerek kısmen kızının baba sevgisini de kullanarak yeniden birlikte bir yaşamın yolunu açacaktı. İşin tuhafı kendisi hastanede yatarken karısı evlerine gelmiş tüm eşyaları boşaltarak başka bir mekâna taşınmıştı.

Artık kadının eli güçlenmişti. İlk önce Murat’ın binbir güçlükle aldığı lüks aracı kendi üzerine geçirtecek, daha sonra şirketin ağırlıklı yüzdesini alacak, kayınvalidesinin konağını sattırıp kendilerine lüks bir konut aldıracaktı.

Murat ciddi anlamda banka borcunun altına girmiş ve deyimi yerindeyse kesenin ağzını açmıştı. Artık annesi ve kardeşi dahil hiç kimseyi dinlemiyordu. Babası zaten ilgilenmiyordu.

Murat, bağımlı olduğu için mahkeme kararıyla eşini vasi tayin etmiş, yasal yetki vermişti. Hastane tedavisi 2 hafta daha uzatılmıştı. Bu süre zarfında ev, araba ve şirket el değiştirmişti. Bir de ömür boyu ödeyemeyecek kadar banka kredisi kullanılmıştı.

Hastane sürecinde karısı her gün ziyaretine geldiği halde son gün sırra kadem basmıştı.

Hastaneden çıkış işlemlerini yaptırıp dışarıya çıktığında içinde müthiş bir sıkıntısı vardı. Karısı kendisini almaya gelmemişti. Bir taksi çevirerek şirketine gittiğinde kapı kilitleri yenilenmiş, şirketin tabelası değişmişti. Eşine telefon etti. Uzun uzun çaldırmasına rağmen telefonu açan olmadı. Gideceği yer yoktu. Zorunlu olarak kardeşinin evine gitti. Annesi de oradaydı. Kadıncağız evsiz kalmış küçük oğlunun evine sığınmıştı.

Boşanma davasını yürüten avukatına telefon etti. Boşanmış olduğunu avukatından öğrendi. Her şeyini kaybettiğini ve boğazına kadar borçlandığını anlayan Murat yıkılmıştı. Artık yapacağı hiçbir şey yoktu.

Bu kez alkol tedavisi görmesi kendisine yetmeyecekti. Damardan alması gerekiyordu. Yanında getirdiği küçük valizini kardeşinin evine bırakarak sessizce evden uzaklaştı.

O günden sonra Murat’ı hiç kimse görmedi.

Züleyha Akın – 17.10.2021

Arşiv - 21:56 A A
BENZER HABERLER