Komşu başkanlar biraraya gelince

Frankfurt,  Wiesbaden ve Offenbach’ın büyük şehir belediye başkanları, Frankfurt’ta düzenlenen sohbet programı için birlikte “sahneye” çıktılar, hem özel yaşamlarına, hem de görev alanlarına ilişkin soruları içtenlikle yanıtladılar. GÜRSEL KÖKSAL Frankfurt’un sosyal demokrat Büyükşehir Belediye Başkanı Peter Feldmann’ın babası aşırı sağcıların seçim afişlerini yırtıp, tahrip ediyormuş. Feldman, sosyal demokrasiyle bağlantısını açıklarken, bunun yetiştiği aile ortamından kaynaklandığını […]
Arşiv - 14 Aralık 2016 19:41 A A

Frankfurt,  Wiesbaden ve Offenbach’ın büyük şehir belediye başkanları, Frankfurt’ta düzenlenen sohbet programı için birlikte “sahneye” çıktılar, hem özel yaşamlarına, hem de görev alanlarına ilişkin soruları içtenlikle yanıtladılar.

GÜRSEL KÖKSAL

Frankfurt’un sosyal demokrat Büyükşehir Belediye Başkanı Peter Feldmann’ın babası aşırı sağcıların seçim afişlerini yırtıp, tahrip ediyormuş. Feldman, sosyal demokrasiyle bağlantısını açıklarken, bunun yetiştiği aile ortamından kaynaklandığını söyledi. Bu arada örnek olarak da babasının pazar günleri yaptığı yürüyüşlerde, yaşadıkları mahallede duvarlara yapıştırılmış NPD gibi aşırı sağcı partilerin afişlerini yırttığını aktardı…

Feldmann, bunları komşu kentler Wiesbaden ve Offenbach’tan meslekdaşları Sven Gerich ve Horst Schneider’le birlikte katıldığı sohbet programında dile getirdi. Frankfurt’taki kabare tiyatrosu “die KÄS”te gerçekleştirilen, kentin tanınmış simalarından Bernd Reisig’in düzenleyip, modere ettiği bol kahkahalı programda, aynı zamanda partidaş olan üç başkan, hem özel yaşamlarına, hem de görevlerine iliişkin soruları yanıtladılar.

Tiyatro salonunun ortasına yerleştirilen bir masa etrafında gerçekleşen, zaman zaman konuşmacıların seçtiği müzik parçalarıyla zenginleşen senli-benli sohbeti izleyenler, başkanların özellikle özel yaşamlarıyla ilgili samimi açıklamalarını  alkışlarla ödüllendirdi.

Yaklaşık 2 saat süren programda,  yakın işbirliği ve dayanışma içinde oldukları bilinen, en genci 42 (Wiesbaden) ve en kıdemlisi de 64 yaşındaki farklı kuşaklardan aç başkan, alçakgönüllülük, içtenlik, espritüellik ve nezaket açısından örnek insan olduklarını bir kez daha gösterdiler.

KOMŞU KENTLERİN FARKLI SİYASİ DURUMLARI

Komşu ama büyüklükleri ve doğal olarak sorunları birbirinden farklı kentleri, birbirinden oldukça farklı yerel yönetim koalisyonlarıyla yönetiyorlar.

Örneğin her açıdan en büyük kent olan yaklaşık 750 bin nüfuslu Frankfurt’ta büyük şehir belediye başkanlığına 2012’de seçilen Feldmann (58), kenti uzun süre Hıristiyan demokrat ve Yeşiller’in oluşturduğu bir koalisyonla yönetmek zorunda kaldı. Oldukça gerilimli geçen 4 yılın ardından, bu yıl mart ayında gerçekleştirilen yerel seçimde durum değişti. Büyük oy kaybına uğrayan CDU ve Yeşiller, oyunu arttıran SPD’yle koalisyona girmek zorunda kaldı. Feldmann da böylece içlerinde sosyal demokratların da bulunduğu bir kent yönetimiyle (Magistrat) çalışmaya başladı. Diğer kentlere geçmeden Feldmann’ın girişte antifaşist eylemleriyle sözü geçen babasıyla ilgili birkaç not:   Almanya’da nazilerin iktidarda olduğu dönemde yapılan  Yahudi takibatı ve soykırımından kurtulabilen çok az sayıdaki  vatandaş arasında yer alan Günter Feldmann, tanınmış bir çocuk ve aile psikoterapisti, aynı zamanda Frankfurt Üniversitesi’nde sosyal pedagoji ve yetişkin eğitimi alanında öğretim üyesiydi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Frankfurt’ta kurduğu “Pedagojik ve Psikoterapik Danışma ve Eğitim Merkezi”, ölümünden sonra onun adını aldı. Halen çalışmalarını sürdüren olan merkez, oğlunun komşu başkanlarla birlikte katıldığı sohbet toplantısının yapıldığı  tiyatro salonuyla  aynı cadde üzerinde yer alıyor.

Almanya’nın en genç belediye başkanlarından Sven Gerich’in 2013’ten beri yönettiği Hessen eyaleti başkenti Wiesbaden’ın nüfusu ise Frankfurt’un neredeyse üçte biri kadar. Başlangıçta CDU’nun çoğunlukta olduğu bir “Magistrat”la kenti yönetmek zorunda olan Gerich, son yerel seçimlerden sonra SPD’nin biraz daha güçlenerek, çoğunluğa geçtiği  bir koalisyonla çalışıyor. Gerich, 2013’teki seçimde Wiesbaden’ın CDU’lu Büyük Şehir Belediye Başkanı’nı küçük bir farkla yenilgiye uğratarak, bu göreve seçilmişti.

Üç misafirden en yaşlısı ve başkanlıkta en kıdemlisi Horst Schneider ise yaklaşık 125.000’lik nüfusuyla en küçük kentin başında. İlk kez 2006 yılında seçilen Schneider, arada yapılan seçimleri de kazanarak,  o dönemden beri başkanlığı sürdürüyor.  Uzun bir süre SPD ile Yeşiller ve Hür Seçmenler (FW) koalisyonuyla kenti yöneten Schneider’in işi son yerel seçimlerin ardından zorlaştı. SPD seçimden “en güçlü” parti olarak çıktı, ancak diğer partilerle koalisyon kuramadı ve muhalefete düştü. Schneider, artık CDU’nun Yeşiller, FW ve FDP’yle birlikte oluşturduğu koalisyonla birlikte çalışmak zorunda.

ÇALIŞAN BİR BABALARA ÖRNEK

Farklı siyasal ortaklıklarla işbirliği içinde çalışan üç yerel “iktidar başı”nın anlattıkları, Almanya sosyal demokrasini anlayabilme açısından da önemli ipuçları içeriyordu…

Örneğin tüm eleştirilere rağmen mesai saatleri dışındaki davetlerin bazılarına “evde çocuğuna bakmak zorunda olduğu” gerekçesiyle katılmayan ve başkanlığının ilk yıllarında olduğu gibi, günümüzde de halen bu konuda ödün vermeyen Feldmann (58), Frankfurt’un zamanla buna alıştığını dile getirdi… Frankfurt gazetelerinin yerel haberlere ayrılan bölümlerini takip edenler bilir, Başkan gerçekten de, özellikle iş dünyasının ve büyük bankaların düzenlediği davetlere pek rağbet etmediği için eleştirilere halen hedef oluyor.  Bu eleştirileri umursamayan Feldmann, bu inadının belki de çalışan babaların haklarıyla ilgili algıların farklılaşmasına katkıda bulunduğunu vurguladı. Kısa bir süre önce dünya evine giren iki kız çocuğu babası Feldmann, moderatörün eşiyle ilgili sorularını da yanıtladı, onun klasik bir “politikacı eşi” olmadığını, ancak gerektiğinde yanında olduğunu söyledi. Sosyal demokratların Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adayı olmasının ardından, tüm medyanın ve büyük çoğunluğun kendisine seçilme şansı tanımadığını hatırlayan Feldmann’ın anlattıklarından, hakkındaki olumsuz yayınların onu nasıl incittiği de anlaşılıyordu.

BAŞKANIN HAYATININ EN MUTLU GÜNÜ

Wiesbaden’da seçildiğinde 38 yaşında olan Sven Gerich de başkanlığının ilk zamanlarında gece yaşantısıyla tepki çektiğini, insanların bu göreve genç bir insanın getirildiğinin farkına varmalarının zaman aldığını anlattı. Gerich, Almanya’da aktif politika yaparken, eşcinselliğini gizlemeyen  politikacılar arasında yer alıyor. O nedenle, halen birlikte yaşadığı erkek arkadaşıyla düğün töreninden bir fotoğraf ekrana yansıtılınca da, gayet rahat bir ifadeyle  bunun “hayatının en mutlu anı!” olduğunu vurguladı. Genç seçmenlere daha kolay ulaşabilmek için “Facebook”ta oldukça aktif olan Gerich, son olarak facebook üzerinden Formel-1 dünya şampiyonu Nico Rosberg’i kente davet etmiş ve aslen Wiesbaden’li olan genç şampiyon, gerçekten de ertesi gün kenti ziyaret etmişti…

Çocukluğu bir “çocuk esirgeme kurumu yurdunda” geçen Gerich’i  Wiesbaden’daki bir matbaacı evlat edinmiş. “Babası”nın matbaasının yönetimini üstlenen Gerich, yakından tanıdığı SPD’li bir politikacının “oturup konuşacağına, gel politikaya gir ve söylediklerini gerçekleştirmek için mücadele et!” yolundaki çağırısı üzerine SPD içinde politikaya başlamış. Oldukça kısa siyasi geçmişi olan Gerich, üç yıl önceki büyük şehir belediye başkanlığı seçiminde elbette kazanmak için çalıştığını, ancak bu sonucu beklemediğini anlattı. Wiesbaden’da büyük bir “spor galası” projesinin kabul edilmesi için önce kendi partisini ikna etmek için çok uğraştığını itiraf eden Gerich, kimilerince “gereksiz ve pahalı” bulunan bu prestij projesinin belediye meclisinde kabul edilmesinin kendisi açısından bir başarı olduğunu söyledi.

HUKUĞU BIRAKIP ÖĞRETMEN OLMUŞ

Konuşmacılardan en kıdemlisi 10 yıldır Offenbach Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı yürüten, 68 kuşağından Horst Schneider idi. Kuşaklar boyunca el zenaatlarından geçinen bir ailenin üniversite bitiren ilk üyesi olduğunu belirten Schneider, aileden kalan arsa üzerine yaptırdığı aşhap kagir evin inşaatının tamamlanmasında hem kendisinin, hem eşinin de el emeğinin bulunduğunu, haklı bir gururla anlattı. Yüksek öğrenime önce hukukla başladığını, ancak o dönemde içinde yer aldığı öğrenci hareketlerinin etkisiyle, “egemen sisteme hizmet ettiği” gerekçesiyle hukuğu yarıda bırakıp, öğretmen olmaya karar verdiğini anlatan Schneider, kendisine biçtiği toplumsal sorumluluk açısından bunun tercihini halen de doğru bulduğunu kaydetti.

Schneider, modernize edilerek yeniden inşa edilen stadyumla, Main nehri kıyısındaki liman alanında ortaya çıkan ve Frankfurt’tan da birçok kişinin yerleştiği yeni konut bölgesini, görev döneminin önemli başarıları olarak anlattı. Frankfurt ile Offenbach’ın birleştiği Kaiserlai bölgesinde yapılması planlanan büyük spor ve kültür salonuyla ilgili projenin de Frankfurt’la işbirliği içinde gerçekleştirilmesi  yolunda ilerlemeler kaydedildiğini söyledi.

İLGİNİN DÜŞÜK OLMASI ŞAŞIRTTI

Ancak toplam nüfusu 1 milyona yaklaşan üç kentin büyükşehir belediye başkanlarının konuşmacı olduğu programa ilgi oldukça düşüktü. “Die KÄS”in yaklaşık 200 kişi alan salonunun dörtte biri dolu değildi. Ama dinleyici sayısının az olmasının, konuşmacıların ve moderatörün motivasyonu üzerinde olumsuz etkisi olmadı ya da olsa bile bunu belli etmediler.

İki saati bulan toplantı başka şeyler de konuşuldu…

Kısa bir süre önce Feldmann’ın ailesiyle, Schneider ailesinin misafiri olduğu, Gerich’in bir süredir başarıyla sürdürdüğü ev ziyaretlerini Feldmann’dan “kopye ettiği” gibi… Makam otomobili yerine çoğunlukla “makam bisikleti” kullananan Schneider’in toplantıya da Offenbach’tan bisikletiyle geldiğini, Feldmann’ın insanlarla doğrudan yüzyüze iletişimi önemsediği için facebook hesabının olmadığını da…

Sohbet toplantısı, Bernd Reisig’in düzenleyip, yönettiği  “Bembel und Gebabbel” (Elma şarabı eşliğinde geyik muhabbeti) programı başlığı altındaki bir “Frühschoppen” (Pazar öğlenden önce sohbeti!). Tabii öyle olduğu için hem konuşmacılar hem de misafirler arasında Hessen’in “milli içkisi” elma şarabına rağbet edenler azınlıkta kaldı.

Şov dünyasına girmeden önce uzun bir dönem Eintracht Frankfurt’un yönetiminde yer alan Reisig’in “Die KÄS“ ve “Friedberger Warte”de gerçekleştirdiği “Bembel und Gebabbel” sohbetleri, sanat, kültür ve siyaset dünyasından ilginç isimlerle devam ediyor.

Almanya’daki Türkiye kökenli ilk kabare sanatçısı ve yazar Şinasi Dikmen’in yaklaşık 20 yıl önce Frankfurt’ta kurduğu, Alman kabaresinin sadece en büyüklerinin değil, zaman zaman da en “yenilerinin”  de sahne aldığı  tiyatro salonu  “die KÄS”in programları da (www.diekäs.de) . (13.12.2016)

Arşiv - 19:41 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.