Hessen’deki NSU – 2

NSU davasının tanıklarından bir kısmının peşpeşe ölümlerine ilişkin “intihar” açıklamalarını kuşku uyandırıyor
Arşiv - 8 Mart 2016 03:58 A A

GÜRSEL KÖKSAL
Federal Almanya tarihinin “en derin” skandallarından birine yol açan “NSU bulmacası”nın tam olarak çözülemeyeceğine dair karamsar yaklaşımlar öne çıkıyor.

Karamsarlar, Federal Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianameye göre ikisi ölü 3 kişiden oluşan neo-nazi terör örgütü NSU’dan (Nasyonal Sosyalizm – Yeraltı) geriye kalan bir ve bu örgüte yardımcı olmakla suçlanan dört kişinin yargılandığı büyük davada, Federal Meclis’te ve 6 eyalet meclisinde (Hessen, Thüringen, Bavyera, Baden Württemberg, Kuzey Ren Vestfalya ve Saksonya) kurulan özel soruşturma komisyonların çalışmalarında şu ana kadar skandalın arkasındaki karanlığı aydınlatabilecek bir ışık görülmediğine işaret ediyorlar. Gerçekten de 1998-2011 arasında yeraltında faaliyet gösterdiği, bu dönemde bir çok silahlı soygun, bombalı saldırılar gerçekleştirdiği, 2000-2006 yılları arasında 8’i Türkiye, 1’i Yunanistan kökenli, 1’i de polis memuru 10 kişiyi kurşuna dizerek öldürdüğü ileri sürülen karanlık örgütle ilgili hem Münih’te devam eden mahkeme süreciyle ve parlamento komisyonlarının çalışmalarıyla ilgili haberler, konuyla ilgili yanıtsız soruların daha da artmasına, güvenlik güçleri ve istihbarat örgütlerinin konunun aydınlanması için hiç de gayret göstermediklerine dair kuşkuların artmasına yol açıyor. Bir yandan da Kasım 2011’de patlayan skandalla ilgili gelişmelere kamuoyu ilgisi de azalıyor. Ancak yine de ülkenin dört bir yanında duyarlı anti-faşistler konunun ısrarlı takipçisi olmaya çalışıyor, yürüttükleri çalışmalarla skandalın aydınlatılması için konuyla ilgili mahkemeler, soruşturma komisyonları, polis ve istihbarat teşkilatları üzerindeki sivil toplum baskısını sürdürmeyi hedefliyorlar.

Aşırı sağla mücadelenin bir parçası

Eğer gerçekten iddia edildiği gibi sözkonusu seri cinayetleri işleyen, adam yaralamadan, bombalı saldırıya, kundaklamadan ve silahlı soyguna birçok eylemde bulunan 2’si tetikçi 3 kişilik bir çete sözkonusuysa, bunlara yeraltında faaliyet gösterdikleri 13 yıl boyunca yardım eden, destek veren kişilerin, örgütlerin ortaya çıkarılması, bu konuyla ilgili soruşturma yürüten polis ve istihbarat örgütlerinin ihmalleri, hataları, beceriksizlikleri ya da bazı kesimlerin iddia ettiği “işbirlikler”in ortaya çıkarılması için çabalayan bu girişimler, bunu sadece cinayetlere kurban giden insanlara ve yakınlarına karşı toplumsal sorumluluklarından dolayı değil, ülkenin bugününü ve geleceğini tehdit eden aşırı sağ tehlikesine karşı mücadelenin bir parçası olarak gördükleri için yapıyorlar.
Ancak şu ana kadarki gelişmeler, NSU bulmacasının çözülmesine doğru değil, daha da karmaşıklaşıp, çözülemez bir hale doğru gidildiğini izlenimi veriyor.

Kassel’daki cinayetin 10’ncu yılı

Konuyla ilgili resmi açıklamalara ve Münih’te devam eden davanın iddianamesine göre NSU örgütünün, meşhur silahı “Çeska” marka tabancayla öldürdüğü son kişi (9’ncu cinayet) Hessen eyaletinin Kassel kentinde bir internet cafe işleten 21 yaşındaki Halit Yozgat idi. Yaklaşık 10 yıl önce (6 Nisan 2006) gerçekleşen bu cinayet ve ardından yürütülen polis soruşturma, NSU’yla ilgili daha önceki cinayetlerden farklı, ilginç ayrıntıları nedeniyle davanın en karmaşık dosyalarından birinin ortaya çıkmasına neden olmuştu. Cinayetin hemen ardından Halit Yozgat’ın babası İsmail Yozgat, katillerin aşırı sağcılar olabileceğini açıklamış, polis bu olasılığı gözardı edip, daha önceki seri cinayetlerde olduğu gibi “Türk mafyası içineki hesaplaşmalar”(!) peşine düşerken, o bu iddiasını her fırsatta dile getirmişti.

Cinayet yerindeki “Küçük Adolf”

Dahası, kısa bir süre sonra yakın çevresinde “Küçük Adolf” olarak tanınan istihbarat örgütü görevlisi Andreas Temme’nin, cinayet sırasında internet cafede bulunduğu polis soruşturması sırasında ortaya çıkarılmıştı. Polisin cinayetten sonra tanık bulabilmek amacıyla olay günü o bölgede bulunan kişilerin kendilerine başvurması yolundaki çağrısına uymayan, internet kafede bıraktığı izlerin takibatı sonucu olay yerinde olduğu anlaşılan ve ardından gözaltına alınan Temme’yle ilgili soruşturmanın ayrıntıları, birbiri ardına işlenen cinayetlerle ilgili açıklananlardan daha “derin” birşeylerin olduğu yolundaki kuşkuları daha da derinleştiriyordu. Eyalet istihbarat örgütü “Anayasa’yı Koruma Dairesi”nin aşırı sağ ve aşırı İslamcıları takiple görevli ajanlarından biri olan Temme, bu çerçevede Kassel kentinde faaliyet gösteren neo-naziler içindeki muhbirleri yönlendiriyordu. Cinayetten kısa bir süre önce bölgenin aktif neo-nazileri arasında yer alan muhbir Benjamin Gaertner’le, istihbarat kurallarını ihmal ederek (içeriği halen bilinmeyen) çok uzun bir telefon görüşmesi yapmıştı.  Evinde yapılan aramada, başta Hitler’in kitabı Kavgam’ı olmak üzere çok sayıda aşırı sağ içerikli yayın bulunmuştu. Şefleriyle yaptığı ve polisin dinlemesine takılan telefon görüşmeleri, ne şeflerinin ne de kendisinin halen açıklayamadığı tuhaf içerikteydi.

“Duymadım, görmedim”

En önemlisi de cafede oturduğu yerden birkaç metre ötede bir kişinin kurşuna dizildiğini, vurulup düştüğünü duymadığını, görmediğini, kafeden ayrılırken girişteki masanın yanında vurulmuş yatan kurbanı görmediğini iddia ediyordu. Olay yerinde soruşturma yapan polisler de bunu inanılır bulmamışlardı, ancak Temme hakkındaki soruşturmayı bu yönde istedikleri gibi derinleştirerek yürütememişlerdi. Eyalet İçişleri Bakanı Volker Bouffier (CDU), polisin Temme’nin bağlantılı olduğu muhbirleri sorgulamasına izin vermemişti. Temme’yle ilgili soruşturma, onun “cinayetle ilgili olmadığı” gerekçesiyle kapatılırken, görevinden alındığı ve bir başka devlet dairesine atandığı açıklanıyordu.
NSU bulmacasının Hessen bölümü, Kassel’da işlenen cinayetin ardında “Türk mafyası”nın değil, nazi terörü olduğu iddialarının ısrarla dile getirilmesi, polise ve istihbarata bu yönde ihbarların gelmesi ve aşırı sağcı bir istihbarat ajanının olay yerinde bulunmasının dışında, başka gelişmeler nedeniyle de önemli. Bunların başında Kassel’da faaliyet gösteren şiddet yanlısı neo-nazi örgütlerin NSU’yla ilişkili olabileceklerine dair kuşkular geliyor.

nsu-offensach2

Hessen Eyalet Meclisi’nin de gündeminde

Kassel cinayetiyle ilgili iddialar, doğal olarak Hessen Eyalet Meclisi’nin de zaman zaman gündemine geliyor, muhalefet partileri SPD ve Sol Parti’nin Federal Meclis ve diğer eyalet meclislerinde olduğu gibi burada da bir özel soruşturma komisyonunun kurulması ve bu iddiaları araştırması için çağrılarda bulunuyordu. Ancak cinayetin ardından yürütülen soruşturma sırasında aşırı sağcı muhbirlerin polis tarafından sorgulanmasına izin vermeyen İçişleri Bakanı Bouffier’in başbakan olduğu CDU-Yeşiller ortaklığındaki yeni eyalet hükümeti, bu doğrultudaki çağrıları sözkonusu komisyonu gereksiz bulup, reddediyorlardı. Ancak özellikle Yeşiller partisinin meclis grubu, parti tabanını şok eden bu engelleyici tavrırlarını muhalefetin ısrarı karşısında fazla sürdüremedi ve geri adım atmak zorunda kaldı, Hessen’deki NSU’yu soruşturmak üzere soruşturma komisyonu kuruldu.

Hafıza kaybına uğrayan tanıklar

İlk toplantısını yaklaşık bir yıl önce, 19  Şubat 2015 tarihinde yapan komisyon, şimdiye kadar yaptığı 30’u aşkın oturumda konuyla ilgili uzmanları, politikacıları dinledi, birçok polis ve istihbarat görevlisinin ve bu arada Andreas Temme’nin ifadesini aldı. Olayla doğrudan ilişkili istihbarat görevlilerinin, çok önemli ayrıntıları “hatırlamaması” nedeniyle bu sorgulamalardan yeni bir şey çıkmadı. Sıra Kassel’da cinayet döneminde faaliyet gösteren “eski” neo-nazilerlerin tanık olarak dinlenmesine geldi. Bu arada Eyalet Anayasayı Korumu Teşkilatı’nın eski  istihbaratçı Andreas Temme’nin bağlantılı olduğu muhbir Benjamin Gaertner’in komisyonda tanık olarak ifade vermesine  izin verdiği öğrenildi. Sonunda Komisyon bu tanıkları davet edip, sorgulamaya başladı. Ancak, kısa bir süre önce (26 Şubat 2016) gerçekleşen bu sorgulamayla ilgili haberler, bundan da NSU’yla ilgili yeni birşeyler çıkmayacağı kuşkularını güçlendirdi. Ne muhbir Gaertner ne de Kassel’lı eski nazi Michel Friedrich o döneme ilişkin önemli ayrıntıları “hatırlamıyorlardı”. Bu arada Gaertner’in ifadesiyle, istihbarat teşkilatının ve Andreas Temme’nin onun hakkında verdiği bilgiler de büyük ölçüde çelişiyordu. Sonuçta dönemin İçişleri Bakanı Bouffier’in cinayetle ilgili polis soruşturmasında sorgulanmasına, “çok önemli görevi” olduğu gerekçesiyle karşı çıktığı bu muhbirin sorgulamasından da birşey çıkmamıştı.

nsu-offensach1

“Irkçılığa Karşı İttifak”

Offenbach’ta faaliyet gösteren “Irkçılığa Karşı İttifak”ın NSU skandalının Hessen boyutuyla ilgili bilgilendirme toplantısı da eyalet meclisi NSU Soruşturma Komisyonu’nun bu son toplantısından 5 gün sonraya denk gelmişti. Konuşmacı olarak konunun uzmanlarından Frankfurter Rundschau gazetesi muhabirlerinden Martin Steinhagen’ın davetli olduğu toplantıyı yaklaşık 100 kişi ilgiyle, sorularıyla ve görüş katkılarıyla aktif olarak izledi. Gazeteci Steinhagen’ın verdiği bilgiler de skandalın aydınlanması konusunda karamsarların haklı olduğunu gösteriyordu. Steinhagen da NSU olgusuyla ilgili davalarda ve komisyonlarda dinlenen neo-nazi kökenli tanıklarla, bu örgütü takibatla görevli ya da Hessen’de olduğu gibi eylemlerle ilgili soruşturmalara ismi bulaşan istihbarat görevlilerinin, birçok şeyi hatırlamadıklarını, unuttuklarını beyan ettiklerine dikkat çekerek, bu durumun olayların aydınlanmasını zorlaştırdığına işaret etti.

Toplantılar devam edecek

NSU Skandalı’nın ortaya çıkmasının 5’nci, bu terör örgütü kurbanlarından Halil Yozgat’ın Hessen eyaletinin Kassel kentinde öldürülmesinin 10’ncu yılında gerçekleştirilen toplantı, “Kahverengi Değil, Rengarenk – Irkçılığa Karşı İttifak” (BUND statt braun – Bündniss gegen Rassismus) adı altında kurulan girişim tarafından başlatılan etkinlikler serisinin birincisiydi. Toplantının moderasyonunu yürüten girişim sözcülerinden Jürgen Blümmel, 13 Haziran’da gerçekleştirilecek ikinci etkinlikte Münih’te devam eden NSU davasının ele alınacağını, davaya Yozgat ailesi adına müdahil olarak katılan Avukat Alexander Kienzle’nin de bu toplantının konuşmacısı olacağını açıkladı. Eylül ayında gerçekleştirilecek üçüncü toplantının konusu ise “NSU ve istihbarat örgütü” olacak.

nsu-offensach3

Katillere yerel destek kuşkusu

Sadece Frankfurt Rundschau’nun muhabiri olarak değil, aynı zamanda Otto-Brenner Vakfı’ndan aldığı burs desteğiyle Kassel’daki cinayeti, NSU örgütünün Kassel’da bıraktığı izleri, bu kentteki neo-nazi oluşumları araştıran, eyalet meclisindeki Soruşturma Komisyonu’nun çalışmalarını yakından takip eden gazeteci Martin Steinhagen’ın özetlediği ayrıntılar, NSU’nun iki tetikçisinin hem Kassel’da, hem de diğer kentlerdeki cinayetleri işlerken, yalnız olmadıkları, büyük bir olasılıkla o bölgelerdeki yerel neo-nazi oluşumlardan destek aldıkları yolundaki kuşkuları güçlendiriyor.

Aşırı sağcı müzik ve şiddet

Katillerin, Kassel’daki cinayetten iki gün önce Dortmund’da bir büfe işleten 39 yaşındaki Mehmet Kubaşık’ı öldürdüğünü hatırlatan Steinhagen, o dönem Kassel’de etkin olan şiddet yanlısı neo-nazi örgütlerin Dortmund’la bağlantılı olduğunu kaydederek, olayın bu boyutunun yeterince araştırılmadığına dikkat çekti. Dortmund’da kurulmuş olan aşırı sağcı rock müzik grubu Oidoksie’nin verdiği konserlerin güvenliğini sağlayan “Oidoksie-Street-Crew” grubu üyelerinin Kassel’daki neo-nazilerle bağlantılarına değinen Steinhagen, bu gruptan bir kişinin, NSU tetikçileri Uwe Böhnhradt ve Uwe Mundlos’u Kassel’daki konserlerde gördüğü yolunda ifade verdiğini hatırlattı.
Steinhagen’ın Kassel’da öldürülen Halit Yozgat’ın adı verilen meydanın büyük bir fotoğrafının eşliğinde başlayan ve konuyla ilgili arşiv fotoğraflarıyla devam eden sunumunda, Kassel’daki neo-nazilerin şiddet yanlısı uluslararası aşırı sağcı örgütlerden “Blood & Honour” ile bu örgütün silahlı kolu “Combat 18” arasındaki bağlantılara ilişkin ipuçlarına işaret etti. Açıkça şiddeti savunan, kendilerine verdikleri isimler ve sembollerle,  şarkı sözleri ve sloganlarıyla açıkça “silahlı mücadele” yanlısı olduklarını ilan eden, Adolf Hitler’i, nasyonal sosyalizmi yücelten müzik gruplarının Kassel’daki  konserlerde “eğlenen”ler arasında NSU’nun tetikçilerinin de yer aldığı kuşkusunun, yıllardır bir söylenti olarak kalması bu konudaki karamsarlığı besliyor, elbette.

Komisyon üyesinden açıklama

Steinhagen sunumunu Hessen Eyalet Meclisi’ndeki NSU Soruşturma Komisyonu’nun çalışmalarına değinip, bitirirdikten sonra, büyük çoğunluğu NSU skandalını eleştirel bir yaklaşımla takip ettiği belli olan, bu konuda resmi açıklamaları kuşkuyla karşılayan dinleyicilerden gelen soruları yanıtlamaya çalıştı. Doğal olarak tetikçilerin yakalanacaklarını anlayınca kısa sürede birbirlerini öldürmeleriyle ilgili resmi açıklamaları ya da NSU davasının tanıklarından bir kısmının peşpeşe ölümlerine ilişkin “intihar” açıklamalarını kuşkuyla karşılayan dinleyicilerin sorularına açıklık getirmesi mümkün değildi. Ama geçmişteki neo-nazi şiddet eylemlerinin hala karanlıkta kaldığına dair hatırlatmanın ardından bu konunun da uzun süre sonuçlanamayacağı tahminlerine o da katıldı.
Bu arada söz alan bir dinleyicinin hatırlatması üzerine dinleyiciler arasında yer alan Hessen NSU Soruşturma Komisyonu üyelerinden SPD’li milletvekili Heike Habermann da söz alarak, komisyonun çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi. Komisyonun Federal Meclis’teki ve diğer eyalet meclislerindeki komisyonlarla işbirliği içinde çalıştığını belirten Habermann, Hessen komisyonunun çalışmalarında, soruşturmayla ilgili dava dosyalarındaki bazı bölümlerin gizli tutulması ve karartılması konusundaki tartışmaların sürdüğünü doğruladı.

nsu-offensach4

Komisyon toplantıları takip edilebilir

Bu arada hem konuşmacılar hem de toplantıyı organize eden “Irkçılığa Karşı İttifak”ın sözcüleri, Wiesbaden’deki NSU Araştırma Komisyonu’nun çalışmalarının büyük bölümünün kamuoyuna açık olduğunu hatırlatarak, buna katılıp, parlamenterlerin bu konudaki çalışmalarını izlemenin önemine işaret ettiler.
Komisyonun toplantılarının tarihleri ve içerikleriyle ilgili olarak Hessen Eyalet Meclisi’nin internet sayfasından bilgi edinmek mümkün. Katılmak için önceden telefonla kayıt yapılması  ve sözkonusu internet sayfasında dile getirilen güvenlik kurullarına dikkat etmek gerekiyor.

Tanıklar bir dönemin ünlü neo-nazileri

Komisyonun 18 Mart’ta gerçekleştirilecek bir sonraki oturumunda NSU’nun Kassel’daki izleriyle ilgili olarak eski neo-naziler Oliver Podjaski’yle Kevin Schnippkoweit tanık olarak sorgulanacaklar.
Her ikisi de aşırı sağ çevrelerden ayrıldıkları açıklanan bu tanıklardan Podjaski, bir dönem neo-nazi kesimin ünlü müzik gruplarından “Hauptkampflinie”nin solistiydi. Grubuyla, bir bölümü gizli, bir bölümü açık organize edilen konserlere katılan bu eski neo-nazinin, hem sözkonusu konserleri Almanya çapında organize eden iletişim ağı, hem de Halil Yozgat öldürüldüğünde Kassel’de etkin olan neo-naziler hakkında sorgulanması bekleniyor.
Bir dönem Almanya’nın en tanınmış neo-nazileri arasında yer alan diğer tanık Schnippkoweit’ın ise Hessen ile NSU’nun ortaya çıktığı Thüringen eyaletlerindeki neo-naziler arasındaki ilişkiler hakkında sorulanacağı tahmin ediliyor. Almanya’da nazi propogandalarında kullanılan profesyonel video filmlerini hazırlayan bu eski neo-nazi, 2008 yılında üyesi olduğu nazi grubuyla solcu gençler çadırlı kampına saldırdığı ve burada uyumakta olana 13 yaşındaki bir kızla, 23 yaşındaki ağabeyini muştayla vurmak suretiyle, ağır biçimde yaraladığıe bu nedenle 2 yıldan fazla hapis cezası almıştı.
İttifakın bileşenleri
Toplantıyı organize eden “Kahverengi Değil, Rengarenk – Irkçılığa Karşı İttifak” (BUNT statt braun – Bündniss gegen Rassismus) girişimi, Kasım 2011’de NSU skandalının patlaması üzerine, başta “Offenbach ve Çevresi Türkiye Dostluk Derneği” olmak üzere Offenbach ve çevresinde  faaliyet gösteren 70’e yakın kurum ve örgütün katılımıyla gerçekleştirilen protesto yürüyüşünün ardından kurulmuştu. Offenbach Büyükşehir Belediye Başkanı Horst Schneider (SPD) ile Hessen Eyalet Başbakan Yardımcısı Tarık El-Vezir (Yeşiller) gibi bu bölgeden seçilmiş bazı milletvekillerinin de yer aldığı girişimde, siyasi partilerin (SPD, Sol Parti, Yeşiller ve Korsanlar) il örgütleri, dini kuruluşlar, sendikalar, çeşitli sivil toplum girişimleri ve göçmen (Türkiye, Yunanistan, Bosna, italya ve Fas kökenli) göçmen kuruluşları da bulunuyor.

nsu-offensach5

Ayrımcılıkla mücadele bürosu

Kurulduğundan bu yana düzenli toplantılar gerçekleştirerek, Offenbach ve çevresinde ırkçılığa, aşırı sağa karşı mücadeleyi hedefleyen girişim, Offenbach’ta kurulan “Ayrımcılıkla Mücadele Bürosu”nun kurulmasını sağlamıştı.  Diğer kentlerdeki benzer kurumlardan farklı olarak resmi kuruluşlara bağlı olmayan ve bağımsız çalışan bu büronun kurumsallaşması ve uzun ömürlü olması için destek arayışlarını sürüyor.
Bu arada “Irkçılığa Karşı ittifak”ın oluşumunda büyük katkısı olan “Offenbach ve Çevresi Türkiye Dostluk Derneği” sözcüleri,  toplantıyı izleyenler arasında çok az sayıda Türk’ün bulunmasını eleştirdiler. NSU’nun esas olarak Türkleri hedef aldığını hatırlatıp, girişimin kuruluşu sırasında aktif olan diğer Türk örgütlerinin, bu gibi etkinliklere aktif katılımla skandalın aydınlatılmasi için kamoyu baskısının güçlendirilebileceğini hatırlattılar. (6.03.2016)

Arşiv - 03:58 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.