Cumhuriyetin kapısını kin mi çaldı?

Yapıcılıktan uzak yıkıcı bir güçtür “Kin”. Üstünde ot bile bitmeyecek mezarıdır bunu tutan kişi için aslında.
Arşiv - 2 Kasım 2016 00:40 A A

Cumhuriyet’in Kapısını kin mi çaldı?

Arzu Dinçer

Kapılar önemlidir. Onun ne kadar şaşalı göründüğü değil siz de uyandırdığı his önemlidir. Bir kapının nasıl kapandığı önemlidir. Öfkeyle mi yoksa aşkla mı? Bir gün o kapıya ihtiyaç duyup duymadığınızla ilintilidir bu duygular. Hayatta hangi kapı olursa olsun siz siz olun sevgi ile kapatın, şerefsizlik durumu olmadığı sürece tabi.

Kapılar yaşadığımız durumlar gibidir. Başlangıçlar ve bitişler misali. Yasaklar ve özgürlükler misali. Örneğin siz yazmak isteyeceksiniz, yazdıklarınızı okurlarınızla paylaşmak isteyeceksiniz ama sırf sizin yazdıklarınızdan rahatsızlık duyuluyor diye, sizin kapınızı sonsuza dek kapatmak, hatta üzerine mühürler vurmak isteyecekler. Ya bir gün o kalemler sizi yazsa ya bir gün o kalemler sizin gerçekten ama gerçekten insanlık için doğru şeyler yaptığınıza inansa ve bunu tüm okurları ile paylaşmak istese yine kapatmak ister miydiniz o kapıları. Buna inandığınız an tüm mühürleri herkesten önce siz parçalar, tahrip olan yerlerini bizzat kendi ellerinizle tamir ederdiniz eminim.

Kin önemsizdir. Onun şiddeti ve kontrolsüz öfkesi her şeyi ama her şeyi yok edebilecek azgın bir denizdir. Dövdüğü kıyıları aşındıran, öğütüp koca kayaları kuma çevirip bedenine hapseden. Yapıcılıktan uzak yıkıcı bir güçtür “Kin”. Üstünde ot bile bitmeyecek mezarıdır bunu tutan kişi için aslında. Zira yaşarken yok etmeye odaklı olduğundan kendini bu olumsuzluk mezarına gömmüş, kendisi için açılacak hiçbir kapı bırakmamıştır varlığı dünyada sürerken.

Oysaki nefes alması sona erdiğinde geride yakıp yıktıkları konuşulacaktır bu tip beslenmeyi tercih edenler için. Ve elbet onarımı mümkün olan her şey sevgiyi ve doğruyu terketmeyenler tarafından tekrar inşa edilecektir.

Meselelerin farkında olmak önemlidir. Bugünü kurtarmak üzerine kurulu bir yaşam evet sizin için bir günü savmak adına akide şekeri gibidir. Atarsınız ağzınıza bir iki evirir çevirirsiniz bitmiş. Ta ki elinizde tuttuğunuz paketin içindeki şekerler tükeninceye kadar bu sizi idare edebilir.

Lakin o şekeri tekrar tedarik etmek için paranızla ya da parasız mutlak bir kapıyı çalmanız gerekecektir.

Akide şekerini kendiniz yapmak isteseniz bile malzemesini tek başına üretemezsiniz.

Kıssadan hisse hikâyelerimiz vardır, benim bu naçizane yazımdan çıkartmanızı istediğim hisse: “Bağdâ ile örttüğün kapıya gün gelir kul olursun” .

Duruşunuz onurunuzla daim olsun, haksızlığa yükselen sesiniz asla susturulmasın.

Sevgilerimle,

Arzu Dinçer

Arşiv - 00:40 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.