“Basın özgürlüğü, evrensel ve yerel hukukun güvencesi altındadır ve aykırı her türlü uygulama suçtur!”

Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesi ortak bir açıklama yayımlayan gazetecilik örgütleri Emniyet Genel Müdürlüğü’nün üç gün önce yayımladığı, ses ve görüntü alınmasını engellemeye yönelik genelgenin hukuk dışı olduğunu ve bu baskılara karşı ortak tutum alması gerektiğini vurguladı
Arşiv - 3 Mayıs 2021 22:32 A A

Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesi ortak bir açıklama yayımlayan gazetecilik örgütleri Emniyet Genel Müdürlüğü’nün üç gün önce yayımladığı, ses ve görüntü alınmasını engellemeye yönelik genelgenin hukuk dışı olduğunu ve bu baskılara karşı ortak tutum alması gerektiğini vurguladı

DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ve Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesi ile ortak bir açıklama yayımladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün üç gün önce yayımladığı, ses ve görüntü alınmasını engellemeye yönelik genelgenin hukuk dışı olduğuna dikkat çeken gazetecilik örgütleri, “Basın özgürlüğü, evrensel ve yerel hukukun güvencesi altındadır ve aykırı her türlü uygulama suçtur!” dedi.

Türkiye’nin Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün basın özgürlüğü endeksine göre dünyada 180 ülke arasında 153. sırada olduğuna dikkat çekilen açıklamada şöyle denildi:

“3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde kamu otoritesini, evrensel ve yerel hukukun güvencesinde olan basın özgürlüğüne aykırı her türlü uygulamadan vazgeçmeye çağırırken, demokratik hukuk devleti çatısı altında yaşama idealinde olan herkesin, basın özgürlüğüne yönelik her türlü baskıya karşı ortak tutum alması gerekliliğini bir kez daha vurguluyoruz.”

Açıklamanın tam metni:

Basın özgürlüğü, evrensel ve yerel hukukun güvencesi altındadır ve aykırı her türlü uygulama suçtur!

Düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin birçoğunun git gide sınırlandığı günlerden geçmekteyiz. Hukuki dayanaktan yoksun sübjektif kararlarla, bireysel ve toplumsal ölçekteki hak ve özgürlüklerimiz yok sayılmakta; bu hakların kullanımı otoriter yöntemlerle cezalandırılmakta.

Göreceli durumlar söz konusu olmakla birlikte otoriter yönetim eğilimi, dünya genelinde hâkim anlayışa dönüşmüş durumda. COVID-19 salgını da bu yöndeki gidişata meşruluk kazandırma amacı olarak görülmekte ve her türlü ayrımcı politika normalleştirilmek istenmektedir.

Göç yollarında hayatını kaybedenler, ten renginden kaynaklı katledilenler, sömürüye dayalı ekonomik çarkın dişlileri arasında can verenler bir yanda; dünya servetinin yarısının 26 kişide toplanması, insanlığın ortak çabası bilimsel faaliyetin sonuçlarının (aşı vb.) özel mülkiyet sınırları içinde hapsedilerek yüzbinlerce insan ölürken zenginleşme aracı görülmesi diğer yanda.

Bu kutuplaşmaların en önemli sonucu, ifade ettiğimiz üzere temel hak ve özgürlüklerimizin yok edilmesidir ki diğer birçok özgürlüğün teminatı da olan düşünce ve ifade özgürlüğünün asli alanlarından basın özgürlüğü, bu süreçte en çok baskı ve saldırıya uğrayan özgürlüklerin başında yer almıştır.

Basın özgürlüğü, demokratik işleyişini bir nebze oturtmuş Avrupa’daki birkaç ülke dışında Dünya genelinde ya ülke çıkarlarına ya da kâr hırsına kurban edilmektedir. Bu bağlamda Türkiye, basın özgürlüğünün en kötü olduğu ülkeler kategorisinde bulunmakta. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) 180 ülkeyi esas alarak hazırladığı Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Türkiye, geçen yıl 153. sırada yer aldı. Türkiye’nin gerisinde kalan ülkelerin ortak özellikleri ise ya savaş ve çatışmaların yaşandığı ya da kapalı toplumlar olmasıdır.

Basın özgürlüğü; gazetecilerin, sorumluluk alarak üstlendiği toplumsal bir görevdir ve bu görevin engellenmesi hem evrensel hukuk ilkeleri hem de ulusal hukuk düzenlemeleri kapsamında suçtur. Bu çerçevede üç gün önce Emniyet Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan, ses ve görüntü alınmasını engellemeye yönelik genelge, tartışmasız hukuk dışıdır. Ötesinde görev ve sorumlulukları yasa ve hukuk sınırlarıyla tanımlanan emniyet güçlerinin hukuk dışı uygulamalarına kaynaklık edecek niteliktedir.

3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde kamu otoritesini, evrensel ve yerel hukukun güvencesinde olan basın özgürlüğüne aykırı her türlü uygulamadan vazgeçmeye çağırırken, demokratik hukuk devleti çatısı altında yaşama idealinde olan herkesin, basın özgürlüğüne yönelik her türlü baskıya karşı ortak tutum alması gerekliliğini bir kez daha vurguluyoruz.

Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD)

Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK BASIN-İŞ)

Kadın gazeteciler bu yıl en çok Türkiye’de şiddete uğradı

Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ) da 3 Mayıs vesilesi ile yayımladığı mesajında 2021 içinde kadın gazetecilerin en çok şiddete uğradığı ülkenin Türkiye olduğuna dikkat çekti:

Koalisyon olarak yakından takip ettiğimiz ve en çok şiddet vakası kaydettiğimiz ülke Türkiye oldu. Toplamda 114 kadın gazeteciye dair yargı yoluyla taciz, saldırı ve tehdit vakası kaydettik. 2021’in başından bu yana 50 kadın gazeteci sosyal medya paylaşımları ya da yazdıkları haberler nedeniyle hâkim karşısına çıktı. Haklarında en çok tazminat ve ceza davaları görüldü. Üç kadın gazeteci hapis cezasına çarptırıldı.

CFWIJ’ın açıklaması için tıklayınız!

Sendika.Org

 

Arşiv - 22:32 A A
BENZER HABERLER