Avrupa’da yeni dönem Türkçe radyoculuğu

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği’nin (ATGB) dijital sempozyumunun konusu “Avrupa’da yeni dönem radyoculuk ve dijital yayıncılık” oldu.
Almanya - 31 Aralık 2020 10:15 A A

Avrupa’da Türkçe yayın yapan radyocular hiçbir destek almadan dil ve kültürü taşıyan günümüzün Don Kişot’ları mı yoksa dijital dünyanın kapısını aralayarak gelecek kuşaklara hazırlayan medya savaşçıları mı?

ATGB’nin Facebook sayfasında ve Zoom üzerinden canlı yayınlanan toplantıda “Yeni dönemde dijital yayınlar finans kaynaklarını nasıl çözüyor? Türkler ne yapıyor? Vakıflar, reklam, abone sistemi ne durumda? Avrupa’daki Türkçe medyaya frekans tahsisi neden verilmiyor? Türkler hedef kitle olarak ne derece kabul ediliyor?” sorularına yanıt arandı.

Dijital sohbete Fransa Radyo Kardeche’ten  Bahri Cesur, Belçika’dan Gold FM Genel Koordinatörü Tarık Can Ekinci, Hollanda’dan Deniz Radyo TV yayıncısı Özcan Özbay, NorveçTen İnter FM Genel Müdürü Doğan Gürsel, İsviçre’den Türkiye Özlemi (Program) Radio Munot sorumlusu Ahmet Uysal, Almanya’dan Avrupa FM yayıncısı Murat Doğan konuşmacı olarak katıldı. Toplantıyı Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ersoy Soydan yönetti.

Türkçe radyolarda ağırlıklı olarak “çokdilli yayıncılık” da dikkati çekerken, konuşmalarda şu noktalar öne çıktı:

– İlk kuşağın dünden bugüne lisans konusunda verdikleri mücadeleler ve yaşadıkları zorluklar.

– Yayıncıların finansman zorluğu ve yayınların devamı için “cepten harcama” zorunluluğu.

– Avrupa medyasının hâlâ Türkleri “hedef kitle” olarak görmemesi.

– Türkçe radyoların AB’nin medya için ayırdığı kaynaklardan yararlanmaması.

– İş dünyasının Türkçe yayınlara destek vermemesi.

– Hızla dijitalleşen dünyada internet radyoculuğu ile erişilen kitlenin genişlemesi.

– İçeriklerin niteliğinin yükseltilmesi gerekliliği.

– Sosyal medyaya ayak uydurma gerekliliği.

– Dil ve kültürün gelecek kuşaklara aktarılmasında Türkçe yayıncılığın önemi.

– Türkçe radyoların çokdilli yayınlarla  uyuma ve toplumsal kaynaşmaya katkısı.

ATGB’nin dijital sempozyumunun üçüncü bölümünde konuşmacıların aktardıkları ve öne çıkan başlıklar özetle şöyle:

 

Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Ersoy Soydan:

Yurtdışında ilk Türkçe yayın Atatürk’ün direktifiyle 1938 yılında kısa dalga üzerinden Ankara Radyosu  tarafından Ortadoğu, Balkanlar ve Yakın Doğu’da gerçekleşti. İtalya’da Bali’de Türkçe yayınlar sunuldu. II. Dünya Savaşı yıllarında Avrupa merkezli Türkçe yayınlar çoğaldı. Yurtdışındaki Türklerin yaptığı ilk Türkçe radyoculuk ise 28 Aralık 1944’de Makedonya’da Köprülü’de 1945’te başladı. Ardından Üsküp, Bükreş geldi. Bu radyolar Türk azınlığın kültürünün korunmasında önemli bir işlevi yerine getirdi. Avrupa’da ise 1963’te “Türkiye’nin Sesi” radyosu ile Türkçe yayınlar başladı. Türkçe radyolar Avrupa’daki Türklerin Türkiye ile  başlıca iletişimi idi. Ardından WDR’deki Köln Radyosu ve diğer radyolar yayına geçti.

YURTDIŞINDA 50’DEN FAZLA TÜRKÇE RADYO VAR

90’lardan itibaren ise Avrupalı Türkler kendi radyolarını kurmaya başladı.

Yurtdışında bugün 50’den fazla radyomuz var. 22’si internet 28’i ise karasal radyo. Bütün yayınlar özel. Avrupa’da kamu yayıncılığı baskın. “Radyo öldü” diyoruz ama sonra dokuz canlı olduğunu görüyoruz. Özgür radyo geleneği kamu yayınlarının yanında çok güçlü bir şekilde sürüyor. Geleneksel radyo yayıncılığı çok pahalı. İnternet ise yeni bir fırsat tanıyor.  Radyonun ölmemesini sağlıyor.

“İLK BAŞLARDA TRT’DEN DESTEK ALDIK”

Norveç İnter FM Genel Müdürü Doğan Gürsel

O dönemlerde Türkçe yayınların da içinde yer aldığı bir federasyon vardı. 1980-1987 yılları  arasında Türkçe radyomuzu da başka arkadaşlar yürüttü. Bir gün radyomuza bir mektup ulaştı. Sahip çıkılmazsa 1987 yılında yayınların kapanacağı bildirildi. Toplantı yaptık. Bizden önceki yöneten arkadaşların da güçleri kalmamıştı. Devralmak için görüştük. Birdenbire kendimi 1987’de radyo hayatının içinde buldum. Hayatımda radyoculuk yapmamıştım. Büyükelçiliğe gittik TRT’den yardım istedik. O zamanlar internet yok. TRT Int ve Türkiye’nin Sesi radyosu vardı. TRT’den biraz yardım aldık, bantlar gönderdiler.

“BERLİN’DEKİ TÜRKÇE RADYOYU ÖRNEK ALIYORDUK”

İki yıl birkaç kursa gittim. Berlin’deki Türkçe yayınları dinlemeye başladım. Onları örnek aldık. 1990 yılında beş yıllık verilen lisanslar iptal edilmek üzereydi.  Yeniden alabilmek için eğitimli olmak gerekiyordu. Naci Akkök’ü bulduk üniversiteden. Tüm Norveç’te tek Türkçe kanaldı. Mücadele verdik. Göçmenler çoğaldı ve herkes kendi derneğini kurdu. FAF kapandı. Kapanınca lisans da gitti. 1988 yılında zaten seçimle başkanlığa gelmiştim. Daha sonra da lisans için başvurduk.

“BUGÜNE KADAR 13 DİLDE YAYIN YAPTIK”

Tam 33 yıldır bu radyonun başındayım. Başta dört dilde yayın yapıyorduk. Türkçe, Arapça, Pakistanca ve Suriyeli Kürtler de Kürtçe yapıyordu. Onlar daha sonra çekildi. Bugüne kadar 13 dilden yayın yaptık. Türkçe yayınlarımız internet sayesinde gelişti.

12 dilden de yayın yapabiliriz. Her gün Türkçe yayınımız da var hem internet hem FM bandından. Birinci kuşak olarak biz devraldık bu işi.

“RADYOMUZDAN NORVEÇ RADYOLARINA GEÇENLER VAR”

Radyomuzdan Norveç radyo kanallarına da geçtiler. Kültür Bakanlığı ile yayınımızın devamı için mücadele ettikten sonra FM kanalımızı 2027 yılına dek uzattık. DAB’ı kapattık ancak yeniden müracaat ettik. Kültür Bakanlığı destek verirse DAB’dan Mart 2021’de yanıt almayı umuyoruz. Proje hazırlayıp yardımlar alıyoruz. İkinci nesil için radyoculuk kursu veriyoruz. İnternet her şeyi elimizden alıyor. Herkes bir tıkla istediği müziği dinliyor. Lisanslar da kalkıyor artık. Bizim radyomuzdan Norveç radyolarına arkadaşlarımız geçiş yaptı.  İnternet yayıncılığı herkes yapıyor ancak sistem, düzenleme ve yatırım gerektiriyor.

AB’nin medyaya ayırdığı bir kaynak var. Bu konuda Avrupa’da görev yapan gazetecilere destek vermeye hazırız.  Devletten projeler karşılığında bazı yardımlar alabiliyoruz. Koronayla ilgili kaynak ayırdılar ve salgın kararlarını ulaşır ulaşmaz aktardık örneğin.

“GENÇ RADYOCULARIN İŞİ ARTIK ÇOK KOLAY”

Hollanda Deniz Radyo TV Özcan Özbay

90’lı yılların başında Türkiye’de karasal yayıncılık başladı. Hollanda’dan Türkiye’ye gidip Marmara bölgesinde Deniz FM’i kurdum. Gençler şimdi çok şanslı. O zamanki radyocu arkadaşlarımız 24 saat akşam isteklerini hazırlayıp, kaset sarıp şarkı hazırlıyordu. CD çıkınca vay dedik ne rahatmış. Sonra radyo teypleri çıktı. Çok sevindik. Bir odanın dolabı kaset doluyken, günümüzde ufacık hard diske 30 bin müzik yükleyebiliyorsunuz.

“BU İŞE GÖNÜL VERENLER BİRER DON KİŞOT”

Bu işe gönül vermiş arkadaşlarımız birer Don Kişot. Hedef kitlemiz Türkler olduğu için yayıncılık gibi bir misyon üstlendik. Uğraşıp duruyoruz. Bu insanların bizi anladığını, neyle uğraştığımızı bildiklerinden emin değilim. Hollanda radyo ülkesidir. Bir ofis çalışanı önce radyosunu çalıştırır sonra işe başlar. Hollanda radyoyla günlük hayatında kaynaşmış bir ülke. Türkler ve Faslılar hariç. Podcastlar çıktı. Herkes kulaklık takıp kendi istediğini dinliyor.

“TÜRKLER HOLLANDA HAYATININ İÇİNDE YOK”

Bizim Hollanda’daki Türklerin çok da Hollanda hayatı içinde olduğunu sanmıyorum. Çok sıkıntıları vardır. Radyo dinlemezler. Dijital yayıncılıkta bizi gömseler bile karasalcılar sizi tüm dünya dinliyor. Ciddi sorumlulukları olan, finansal ihtiyaçları olan bir kurum. Radyo yayını yaparken cepten para harcamam ”delilik“ olarak karşılanıyor. 35 yıldan bu yana gazetecilik yapıyorum. Bu kadar yılda fazla yol kat edemedik. İnterneti hobi ve ticari çıkarları için kullanıyorlar. Ancak faydalı bilgilere ilgi göstermiyorlar. 1997’de yayına başladık.

“SALGINDA TÜRKÇE YAYINLARA SAHİP ÇIKMADILAR”

Yılbaşı dolayısıyla çok cüzi rakamlar karşılığı mini reklamlarımız var. Salgında buranın güçlü kuruluşları radyomuza destek vermediler, Türkçe yayınlara sahip çıkmadılar. Hollanda devleti ile kamu spotu çektik seslendirmeyi de ben yaptım Türklere yönelik. Yine Hollanda bankasının Türkçe reklamını yaptım. Bu kadar sene içinde sadece iki kere Türklere yönelik reklam verdiler.

“TÜRK DİNLEYİCİYE FORMAT ATILMALI”

Türk dinleyiciye de, izleyiciye de format atılmalı. YTB ve iletişim müdürlüğü sizi biliyor, etki alanınızı biliyor. Büyükelçiye diyoruz ki, basın müşavirliğinin yabancı ülkelerde yayın yapan gazete dergi radyo televizyona devlet destek vermesi gerekiyor. Cebindeki harçlığını veren Don Kişot’larla bu iş devam eder, yoksa herkes ’mp3’ dinler

“AVRUPALI TÜRKLERİN SESİ OLALIM İSTEDİK”

Kanal Avrupa Murat Doğan

Gaziantep’te 1992 yılında FM bantlı iki radyo kurduk. Daha sonra Tansu Çiller döneminde özel radyoların kapatılması kararı alındı. Eylem yaptık tabii. Sonra TRT Diyarbakır sonra Ankara radyosuna geçtim. İnsanların televizyonlara döndüğü dönemde biz de televizyonlara döndük. Eski radyo tiyatroları kalmadı. İnternet yeni çıkmıştı. Sesli bir site kurduk. Kendi şarkılarını söylesinler diye. Baktık o da olmuyor. 9 yıl önce Avrupa FM radyosunu kurduk. Avrupalı Türklerin sesi olsun istedik. Eğitim konularına, kültürel içeriğe önem veriyoruz. Din, dil, ırk ayrımı yapmıyoruz. Halka açtık radyomuzu. Sağlık köşeleri de var. Fransa ve Hollanda’dan arkadaşlarımız yayın yapıyor. Elbette Almanya’dan yayınlarımız oluyor.

“İNSANLARIN EVLERİNE GİRİYORUZ”

Radyo yayıncılığı çok ciddi bir iştir. İnsanların evlerine seslerimiz, sözlerimiz giriyor.

Radyo konusunda finans çok önemli. Reklamlar ve sponsorlardan kaynak yaratabiliyoruz. Bu şekilde ayakta kalabiliyorlar. İnternetten yayın yapanlar için teknik masraflar söz konusu. Ancak frekanslı radyoculuk çok daha güç. Eski dönemlerde radyoculuk elbette çok farklıydı. Şimdi cep telefonlarından yayın yapıyorlar. Radyo türkü çalan, eğitim sunan, objektif haber veren, kültür sunan bir alan olmalı.  Avrupa FM olarak 12 ülkeye yayın yapıyoruz.  Radyocu arkadaşlarımızla işbirliğine hem içerik hem teknik olarak hazırız. 2021 radyo yılı olsun.

“DİL BAYRAĞINI AVRUPA’DA DALGALANDIRIYORUZ”

İsviçre Radio Munot – Türkiye Özlemi  Ahmet Uysal

37 yıldır Munot’ta yayın yapıyoruz. 1983’te kurulduğunda burada yaşayanlar için sadece iki haftada 20 dakika olmak üzere yayın yapıyordu. Türkiye Özlemi daha sonra haftada bir saat olmak üzere Türkçe yayın yapmaya başladı. Sezer Aksoy’dan radyoculuğu öğrendik. 5 yıldır “Gece Dâhisi” adlı  müzik eğlence programını sunuyorum. Türkçe dil bayrağını Avrupa’da dalgalandırıyoruz. Konsolosluklar, STK’lar, cami dernekleriyle, yerel kuruluşlarla ortak çalışmalarımız sürüyor. Geçmişte Savaş Ay’dan Mustafa Sandal’a dek birçok yıldız ismi de ağırladık.

“FACEBOOK’TA GÖRÜNTÜLÜ YAYINA GEÇTİK”

Dört yıl önce Facebook’ta “Türkiye Özlemi” sayfası açıp yayınlarımızı görüntülü vermeye başladık. Salı akşamları iki saat olmak üzere oradan da yayın yapıyoruz. Din, dil ırk ayrımı yapmadan, siyasete girmeden eğlendirme noktasında gelişen bir radyo politikası izliyoruz. Teknolojinin gelişimiyle her yerden yayın yapma imkânı salgında da önem kazandı. Nereye evrilir hep birlikte göreceğiz.

“RADYOMUZ SEKTÖRÜN BİR OKULU GİBİ”

Yayınımız daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz. Canlı reji yapma şansı elde ettik. O günlerde çok tecrübesizdik. İsviçre radyosuna Munot bugün radyocu yetiştiriyor. Sektörün bir okulu gibi, staj yeri gibi. Bizim burada edindiğimiz tecrübeler dolayısıyla stüdyoya kamera kuruldu. İnsanımız Avrupa radyoculuğuna ne kadar ilgi gösteriyor. Bakmak gerekir. Sosyal medyaya da bakmak gerekiyor. Medya yayıncılığını önemsememiz gerekiyor.

“FİNANS KAYNAKLARI YARATMAK GEREKİYOR”

Finans yaratacak projeler hayata geçirilmeli. Sponsorlara ihtiyaç var. Hepimiz kendi imkânlarımızla yürüyoruz. Ancak uzun vadeli olabilmesi için, özerk olabilmesi için finans kaynakları şart.

Genç bir radyocu olarak tecrübeli radyocu büyüklerimle bu platformda buluşturduğu için çok mutlu oldum.  ATGB’nin bizleri bir araya getirmesi çok önemli. Ortak noktalarda buluşabilmeli, bir araya gelmeyi başarabilmeliyiz.  İçeriklerin niteliği yükseldiğinde ise izleyici de, dinleyici de bulacağız.

“BÖLGEDEKİ TEK TÜRKÇE LİSANSLI RADYO”

Belçika Gold FM Genel Koordinatörü Brüksel Tarık Can Ekinci

Bundan 15 yıl önce, 2005 yılında kuruldu. Bölgede tek Türkçe lisanslı radyo. Belçika hükümetinin yayın altyapı kıstasları var. Gold FM tüm bunlara sahip. 3 dilli Fransızca, Felemenkçe ve Türkçe yayın yapıyoruz. Radyo dinleme alışkanlığı dijitalleşme sebebiyle değişti. Çok yönlü yayın politikası izliyoruz. Haber, müzik, yaşam programları sunuyoruz. Sokak röportajları, Türkiye kökenli siyasetçilerle göçmenlerin durumunu değerlendiriyoruz.

Gold FM destek almadan reklam gelirleri üzerinde duran bir radyo. Ulusal ve yerel markalarla reklam çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Pandemi dolayısıyla burada da durgunluk var. Gündelik reklamlar ve sponsorluklar altında sürüyor.

“İÇERİK BELİRLEYİCİ OLACAK”

YouTube, Facebook gibi platformları bir avantaj olarak görüyorum. Görsel ve işitsel yayınlarımıza devam ediyoruz. Tüketici kendi adına sosyal medya üzerinden reklam veriyor. Bu noktada program içeriklerimizi dinamik tutuyoruz. Türkçe ve Fransızca içerik ekliyoruz. 24 saat canlı yayınlıyoruz. Son kuşağın tüketim alışkanları farklılaştı. Genç kitle eski tip radyoculuğu monoton buluyor. Radyoculuğun şekil değiştirmesi gerekiyor. İçerik belirleyici olacak.

“FRANSA’DA SESİMİZİ DUYURMAK İÇİN KURULDUK”

Fransa Radyo Kardeche Bahri Cesur

İnternetin gücü sadece frekansla alakalı değil. İnternet sesimizi sadece bulunduğumuz bölgeye değil tüm dünyaya duyurmamızı sağladı. Fransa’da medyada söz hakkımız yok ve Türkiye ile ilgili konularda yanıt veremiyorduk. Radio Kardeche’yi sesimizi duyurmak, varlığımız, kültürümüzü yaşatmak ve Fransızlarla etkileşim içinde olmak için kurdum. Kardeş adını vermemizin nedenine gelince.  Yurtdışına çıktığınızda “nerelisin?” diye sorarlar. Vatandaşımızı kökenini değil kardeşlik bağına vurgu  yapmak için seçtik. 2017’de kurduk.

“MÜZİSYENLER BÜYÜK İLGİ GÖSTERİYOR”

Müzisyen arkadaşlarımız büyük ilgi gösterdi. Paris bölgesindeki bütün Türkiye kökenli sanatçımızı en az bir kere stüdyoya gelmiştir. Afrika ülkelerinden bile bizi arıyorlar. Burada bütün ekip gönüllü çalışıyor. Gittikçe kalabalıklaştık. 57 kişiyiz bugün. 2018’de Kardeche TV’yi kurduk. Türkiye ile Avrupa’daki Türkler arasında eksiklik var gibi hissettim.

“YURTDIŞINDAKİ SANATÇILARIMIZI TANITIYORUZ”

Yurtdışındaki sanatçılarımızın kliplerini yayınlıyoruz. Avrupa’daki sanatçılarımızı Türkiye’de tanıtmış oluyoruz. Fransızca ve Türkçe yayınlar yapıyoruz. Kitlemiz Türkiye değil, Avrupa. Covid-19 dolayısıyla stüdyo şu an kapalı. DJ arkadaşlarımız salgın boyunca yayın yaptılar.

80’li yıllarda devlet radyolarından özgür radyolara geçtik. Şimdi yeni bir çağa giriyoruz. Ayak uydurmak zorundayız. Buradan sosyal medyaya da yayın yapıyoruz. Karasal yayın yapan arkadaşların büyük giderleri var. Bizim giderlerimizi gönüllüler üstleniyor. El ele destek vererek ilerliyoruz.

“TÜRKÇE RADYOLAR BİRLİKTE HAREKET ETMELİ”

Avrupa’daki Türkçe radyolar ve dinleyiciler birlikte hareket etmeli. Elbette telif haklarını ödüyoruz. En çok dinlendiğimiz anlar Macron konuştuğu ve bunları aktardığımız anlar. Türkiye haber vermezse ayaklarının dibinde bomba patlasa duymuyorlar. Konsolosumuzdan bir yetkilinin vatandaşımızı her hafta bilgilendirmesini isteyeceğiz. Avrupa’daki Türk gazetecilerin, radyocuların birlikte çalışması koordinasyon içinde bilgilendirme yapması gerekiyor.

ATGB SEMPOZYUMU DEVAM EDİYOR

Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB), “Türkçe varsa, Türkçe medya da var” kampanyası kapsamında 11 Nisan 2021 tarihine dek  sürecek, her pazar farklı başlıklar altındaki tartışma programlarını  Zoom ve online platformlarından sunuyor.

Almanya - 10:15 A A
BENZER HABERLER