Alınak’a mühebbet talebi: Suçu, çöp toplamak, işsizliği eleştirmek..

Mahmut Alınak’la ilgili soruşturma tamamlandı, iddianame hazırlandı. Alınak’ın duruşması 13 Mayıs’ta Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Arşiv - 6 Mayıs 2020 21:48 A A

Eski Halkın Emek Partisi (HEP) Kars Milletvekili ve Odatv yazarı Mahmut Alınak 17 Şubat’ta tutuklanmıştı. Son tutuklanmasıyla 10. kez cezaevine giren Alınak’a “Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak, devletin birliğini bozmak, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak, devletin bağımsızlığını zayıflatmak” suçları isnat edilmişti.

68 yaşında olan Mahmut Alınak kronik bronşit hastası. Tutuklanmandan bir gün önce cilt kanseri şüphesiyle doktora muayene olmuştu. Cezaevlerine de sıçrayan koronavirüs tehdidi altında olan Mahmut Alınak’la ilgili soruşturma tamamlandı, iddianame hazırlandı.

Alınak’ın duruşması 13 Mayıs’ta Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

MÜEBBET HAPSİ İSTENDİ

Mahkemeye gönderilen iddianamede Mahmut Alınak hakkında müebbet hapis cezası istendi.

Hakkında müebbet hapis cezası istenen Alınak’ın dosyası Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 300 sayfalık iddianamenin büyük bir bölümü Alınak’ın yaptığı açıklamalar, telefon görüşmeleri ve yazdığı kitaplarda yer alan ifadelerden oluşuyor.

Edinilen bilgilere göre; Alınak’ın Kürtçenin resmi dil olması için Birleşmiş Milletlere (BM) başvurma girişimleri iddianamede suç olarak yer aldı.

İddianamede, BM’ye Kürtçe başvurusu ile ilgili şu ifadeler yer aldı:

“Kürtçenin ülkemizde Türkçe ile eşit statüde sayılması için gerek basın gerekse de Birleşmiş Milletler nezdinde yapılacak girişimlerle ilgili Mahmut Alınak’ın bir kişi ile telefon görüşmesi yaptığı, şüpheli aynı zamanda bu girişimleri ile ilgili sosyal medya üzerinden paylaşımlarda bulunduğu, bu girişi Emekçilerin Devrim Hareketi (EDH) üzerinden yapacağını bahsettiği, yine şüphelinin konuştuğu kişinin görüşmenin devamında örgütsel saiklerle yapacaklarına ilişkin içerikten bahsetmediği, şifreli olarak daha sonra göndereceğini beyan ettiğini akabinde Mahmut Alınak’ın yaptığı konuşmaları deşifre olmamak için görüşmeyi whatsapp üzerinden yapacaklarından bahsetmiştir.”

HUSUMETLİ AİLELERİ BARIŞTIRMAK VE KİTAP YAZMAK DA SUÇ

İddianamede ayrıca husumetli aileleri barıştırmak, işsizlik ve zamlara karşı yapılmak istenen eylemler suç sayıldı.

İddianamede, teknik takip sonrası Alınak hakkında gözaltı kararının verildiği belirtilirken, Alınak’ın iki aile arasında yaşanan kavga sonrası aranması, yazdığı “Mehmet Tunç ve Bêkes” kitabının gelirini Tunç ailesine bağışlaması da suç delili olarak gösterildi.

AVUKATINDAN ODATV’YE AÇIKLAMA: DÜŞÜNCELERİNDEN ÖTÜRÜ 43 YIL SONRA MAHKEME KARŞISINDA OLACAK

Mahmut Alınak’ın oğlu ve avukatı Bişar Abdi Alınak, babasıyla ilgili iddianamenin hazırlanmasının ardından Odatv’ye açıklama yaptı. Avukat Alınak şunları kaydetti:

“Mahmut Alınak 17.02.2020 tarihinde Devletin Birliğini ve Ülkenin Bütünlüğünü Bozmak suçlaması ile tutuklandı. Yüzlerce sayfalık dava dosyasını ve iddianame adı altında yazılan iftiranameyi incelediğimizde Mahmut Alınak’ın yine düşüncelerinden ve yazdığı makalelerden ötürü tutuklandığını anlamış bulunmaktayız. Sosyal medya trollerini ve hatta Yandaş Medya haber kanallarını bile kıskandıracak zorlama ve mantıksız yorumlarla hazırlanan iddianame, hukuk fakültelerinde iddianame nasıl hazırlanmaz başlığı altında ders olarak okutulacak mahiyette, tarihi bir belge niteliğindedir. 1977 yılında 25 yaşında yazdığı bir bildiriden ötürü ilk kez tutuklanan Mahmut Alınak yine düşüncelerinden ötürü 43 yıl sonra 13 Mayıs 2020 tarihinde Mahkeme karşısında olacak. Dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin Mahmut Alınak için ‘Makale Teröristi’ ifadesini kullanmıştı. İçişleri Bakanı’nın düşünce özgürlüğünü mahkum eden bu tanımlamasının bugün 68 yaşında ölümle yargılanan Mahmut Alınak davasının ana mantığını oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Ölümle cezalandırılmak istenen, Devletin Birliğini ve Ülkenin Bütünlüğünü bozmakla suçlanan Mahmut Alınak davasında Anayasa Hukuku ve Ceza Hukukunun en temel ilkeleri yok sayılmıştır. Mahmut Alınak davası, düşüncenin hiçbir şekilde özgür olmadığını, muhalif Kürtlerin akılla izahı mümkün olmayan mesnetsiz suçlamalarla nasıl yargılandıkları ve cezaevlerine konulduklarını ifşa eden bir devlet ikrarı niteliğindedir. Suç uydurmanın ötesine geçen, okuyan herkesi hayrete düşürecek komik suçlamalar ise şu şekildedir;

“HUKUK İLKELERİ İLE AÇIKLANAMAYACAK VİCDANİ SINIRLARI ÇOK ÇOK AŞAN BU SUÇLAMA…”

Mahmut Alınak, Kayyım atamalarına ilişkin olarak ‘uygulama faşizan bir devlet politikasıdır’ dediği için, Devlet ve Kurumlarını Aşağılama ve Cumhurbaşkanına Hakaret suçlaması ile karşı karşıyadır. Ne komik değil mi? Bundan ziyade Birleşmiş Milletlere sunulmak üzere Kürtçenin ve diğer mazlum dillerin Türkçeyle eşit hale getirilmesini talep eden dilekçe göndermesi bile suç isnadı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir dile ilişkin, kaldı ki kadim kardeş denilen Kürt halkının dili için yapılan eşitlik talebi örgüt üyeliğine delil olmaktadır. Hukuk ilkeleri ile açıklanamayacak vicdani sınırları çok çok aşan bu suçlama insanlık suçu niteliğindedir. Bu suçlama dahi tek başına Kürtlerin en insani talebinin bile terörize edildiğini göstermeye yeterli bir delildir.

Yine Mahmut Alınak’ın bir makalesinde Kürdistan demesi örgüt propagandası olarak değerlendirilmiştir. Başbakanın, Cumhurbaşkanının Kürdistan demesine üç maymunu oynayan savcılar aynı kelimeyi Mahmut Alınak veya muhalifler söylediğinde suçlama yapmakta pek mahirler. Yıllar boyunca Kürtçe diye bir dil yoktur diyen akla nazire yapan savcılığın, sözde Kürdistan ibaresi kullanılarak kaleme aldığı suçlama nefretin boyutlarını ve inkara dayalı politikanın yargıya intikalini bundan da ziyade yargının objektifliğini en çıplak şekliyle ortaya koymaktadır. Kaldı ki Devlet arşivleri, NUTUK ve tarih, Kürdistan gerçekliğini kabul etmektedir.

“DEMOKRATİK PROTESTO HAKKINI KULLANAN BİRİNİN BU HAKKINI KULLANMASI BİLE TERÖRİZE EDİLMİŞTİR”

Yine Mahmut Alınak’ın işsizlik, pahalılık ve zulme karşı gerçekleştirdiği tek kişilik sessiz eylemi halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu olarak değerlendirilmiştir. Demokratik protesto hakkını kullanan birinin bu hakkını kullanması bile terörize edilmiştir. Bu suçlama AKP siyasetinin Kürt halkına bakış açısını özetleyen bir suçlamadır. Bu iddianame en basit demokratik hakkın dahi kullanımını yasaklayan zihniyetin yargı elbisesi giyindirilmiş baskıcı yönetimin dışa vurumudur.

Ceza vermek için kolları sıvayanlar tarafından aylarca telefonu dinlenen Mahmut Alınak’ın, Diyarbakır’da çöplerden kağıt, plastik vb. toplayan insanlarla beraber çöp toplamak istemesi ve bu insanlar konusunda duyarlılık oluşturma çabası dahi Örgüt Üyeliği Suçu için delil olarak değerlendirilmiştir. Böylesi insani bir çabayı dahi kriminalize etmek ne hukukidir ne de vicdanidir.

“HUKUK DERSLERİNİ ANLAMAYAN HUKUKÇULARIN EŞSİZ ZEKA ÜRÜNÜ OLAN BU SUÇLAMAYA TAVŞANLAR BİLE GÜLER”

Mahmut Alınak’ın yazdığı Mehmet Tunç ve Bekes kitabının gelirini aileye bağışlaması (Telif Ödemesi) dahi örgüt üyeliğine delil olarak değerlendirilmiştir. Hakkında mahkumiyet kararı olmayan Mehmet Tunç örgüt üyesi ilan edilerek, onu ve süreci konu eden kitabının geliri aileye gitti diye örgüt üyeliği ile suçlanan bir yazar! Cizre’de sivillere yönelen katliamları kaleme aldığı için ölümle cezalandırılmak istenen bir yazar! Gerçekleri, Kürtlerin katledildiğini korkusuzca kaleme aldığı için ölümle yargılanan, cezaevinde öldürülmek istenen bir yazar! Masumiyet karinesi ve suçların şahsiliği ilkelerinin okutulduğu hukuk derslerini anlamayan hukukçuların eşsiz zeka ürünü olan bu suçlamaya tavşanlar bile güler.

Mahmut Alınak’ın kavga eden iki aileden gelen barıştırma talebine kayıtsız kalmaması dahi suçlamaya konu edilmiştir. Bir barış aktivistine gelen bu talebi bile suçlamaya konu etmek yargının ne denli iktidarlaştığını kanıtlar niteliktedir. Söylemediği sözlerden, cevap vermediği sms’lerden dahi yargılanan Mahmut Alınak davası günümüz yargısını ifşa eden devlet politikasının özeti ve ikrarı niteliğindedir.

Bu komik suçlamalar bahane edilerek tutuklanan Mahmut Alınak 68 yaşında müebbetle yargılanıyor, tutuklanmadan evvel cilt kanseri şüphesi ile tedavisine başlanacaktı ve beraberinde birçok kronik rahatsızlığı mevcut. 65 yaşın üzerindeki yaşlı kişilere sağlık riski nedeni ile sokağa çıkma yasağı getirilen bu salgın günlerinde Mahmut Alınak kalabalık bir cezaevi koğuşunda birçok kişi ile beraber tutuluyor ve her an hastalık riski ile karşı karşıya, işte bu yüzden Mahmut Alınak ölümle yargılanıyor.

“13 MAYIS’TA BİR BARIŞ AKTİVİSTİ ÇÖP TOPLAMAK İSTEDİĞİ İÇİN YARGILANACAK”

13 Mayıs 2020 tarihinde görülecek Mahmut Alınak davası bireysel bir dava değildir.

13 Mayıs’ta düşünce ve ifade özgürlüğü yargılanacak

13 Mayıs’ta bir yazar kitap yazdığı için yargılanacak.

13 Mayıs’ta siyaset yaparken, suç uydurularak cezaevlerine konan binlerce Kürt siyasetçi yargılanacak.

13 Mayıs’ta bir barış aktivisti çöp toplamak istediği için yargılanacak.

13 Mayıs’ta Kürdistan dediği için bir yazar ölümle yargılanacak.

13 Mayıs’ta Kürtçe özgür olsun dediği için bir baba, bir dede ölümle yargılanacak.

13 Mayıs’ta Cizre’de, Nusaybin’de; Silopi’de, Sur’da, İdil’de, Şırnak’ta sivil insanlar katledildi dediği için bir siyasetçi öldürülmek istenecek.

13 Mayıs’ta Mahmut Alınak nezdinde tüm halkların haklı mücadelesi ve tüm muhalif aydınlar ve yazarlar yargılanacak.

13 Mayıs’ta vicdanlar yargılanacak.

Mahmut Alınak davası hakikati canı pahasına söylemekten ve mücadele etmekten vazgeçmeyen cesur yüreklerin yargılandığı bir davadır.                                                       

Pervane olan ateşten korkmaz…”                     

Odatv.com  

Arşiv - 21:48 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.