Çağlar Çil ile 5N 1Kitap – Arzu Dinçer

Ben çemberin dışından çemberi seyretmeyi daha yaratıcı buluyorum. Mungan’ı, Pamuk’u, Borges’ı . Marquez’i ve diğerlerini ancak böyle anlamaya başladığıma inanıyorum.
Arşiv - 27 Ekim 2019 10:55 A A

Arzu Dinçer

Merhaba kitap dostları uzun bir aranın ardından yazarlarımız ve kitaplarıyla yine 5N1K köşemizde birlikteyiz. Aslında iki hafta öncesinden başlamayı planlamıştım ama ilk açılış röportajı için planladığımız yazarımızın bize dönüşü konusunda bir takım aksaklıklar yaşadık. Umarım en kısa süre içerisinde kendisinin röportajını buradan sizlerle paylaşacağım.

Size gencecik, bilim adamı olma yolunda adımlar atmaya başlamış olan bir yazarı taktim etmek istiyorum; Çağlar ÇİL. Yanda görmüş olduğunuz etkinlik fotoğrafının çekildiği gün tanıştık kendisiyle. Öylesine heyecanlıydı ki, yaptığı işe tutkuyla inanan ve yürümek değil koşmak isteyen bir hali vardı. Söyleşi sonrasında kendisinin kitabını alırken bu heyecanlı genç insanın bizlerle neler üleştiğini inanın ben de çok merak etmiştim.

Bu arada İkinci Adam Yayınlarının hazırlamış olduğu kitap tanıtım videolarının bu merakı daha da arttırdığını söylemeden geçemeyeceğim. Film fragmanı izler gibi kitaplar hakkında okuyucunun ilgisini uyandıracak pazarlama taktiği alkışa şayan.

Çağlar ÇİL ilk kitabında okuyucuya beyin jimnastiği yaptırıyor diyebiliriz. Yarattığı karakterlerle bağ oluşturduğunuzda onlarla beraber kendinizi aynalı odada ya da fikir koleksiyoncunun dükkânında bulmanız içten bile değil.

Kitabın toplamda elli sayfa olmuş olması sizi yanıltmasın. Yazar da okurlarından bunu istiyor zaten. Derinliklerin içinde kaybolmanızı sonra bir cümleyle tekrar yüzeye çıkmanızı ve o sırada sizin hangi cümleyi heybenize koyabildiğiniz hissini yaşamanızı istiyor. Bunu bir nevi denize dalıp kum çıkartmak gibi düşünebilirsiniz.

Çağlar ÇİL’e araştırma yoğunluğu içinde İngiltere’den 5N1K sorularımızı yanıtladığı için teşekkür ediyor, yeni kitabını en kısa sürede okumayı dilediğimizi iletmek istiyorum.

Ve siz okurlarımıza yazar Çağlar ÇİL ve kitabı “Bölünmüş Yüzler” le baş başa bırakıyorum.  Arzu Dinçer

Soruları yanıtlamadan önce kısaca kendinizi ve kaleminizi bizlere hatırlatabilir misiniz?

1991 Denizli doğumluyum. Denizli Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde moleküler biyoloji ve genetik lisans eğitimimi tamamladım. Daha sonra 1 sene klinik araştırma uzmanı olarak çalıştım. Ardından Milli Eğitim Bakanlığı’nın yurtdışına lisansüstü öğrenim görmek üzere gönderilecek öğrencileri seçme ve yerleştirme programını (YLSY) İmmünoloji alanında kazandım. Yüksek lisans eğitimime şu an Birleşik Krallık’ta Glasgow Üniversitesi İmmünoloji ve Enflamatuvar Hastalıklar programında devam etmekteyim.

Ben edebiyat dünyasının gizemli sularına ilk kitabım olan “Bölünmüş Yüzler” ile açıldım. Post-modern öykülerden oluşan bu hikâye kitabında, ilk iki öyküyü okuduğunuzda birbirinden tamamen farklı hikâyelerin gizemli ve gerçek-üstü dokusunda kaybolurken, üçüncü ve dördüncü öykülerde okur öykülerin ve karakterlerin birbiriyle kesiştiğini ve birbiri içine girdiğini fark ediyor.

Yazmaya ilk ne zaman karar verdiniz, yayınlamayı düşündüğünüz (hazırladığınız) son kitabınız ne zaman yayınlanacak /yayınlandı?

Küçük yaşımdan beri yazıyorum. Yazmak için bir sebep ya da sonuç görmüyorum, yazmayı tutkuyla sevdiğim için yazıyorum. Son kitabım “Bölünmüş Yüzler” Ekim 2018’de İkinci Adam Yayınları tarafından yayınlandı. Şu an ise bambaşka bir polisiye roman ile uğraşıyorum.

Arzu Dinçer

Kitaplarınızı bize özetleyebileceğiniz cümleler ne olur?

Kitapları en iyi özetleyen cümlelerin kitapların içinde olduğuna inanırım.

Belki de “birilerini unutarak” huzur buluyorduk.

Aynalı Oda, Sayfa 11

İstanbul’da babadan kalma mesleğini icra etmeye çabalayan, zanaatında ustalığa erişmiş bir Fikir Koleksiyoncusu yaşardı. Zamanında dünyayı karış karış gezmiş, insanların fikirlerini sabırla toplamış, bunları el yazmalarına bir hattat gibi işlemiş, ardından bütün fikirleri bir koleksiyon hâline getirmişti.

Fikir Koleksiyoncusu, Sayfa 17

Hayal gücünü topraktan renklere işledi, bu renkler Kitreli suda dans etti. Ardından bölünmüş yüzlere dönüştü. Suyun üzerine at kılı fırçaya darbelerini vurdu ve daha sonra bunları kâğıtlara aktardı. Sadece yüzleri değil, mevsimleri, onların renklerini dahası gölgeleri kendi sanatıyla yeniden yarattı.

İki Öykünün Buluşması, Sayfa 35

Onlar maskelerimizin altında sakladığımız ve yüz diye adlandırdığımız bir kelimenin resmedilmesinden başka ne olabilirdi ki?

Gölgelerle Vals, Sayfa 48

Edebiyat dünyasında kendinizi nerede tanımlarsınız?

Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın…” Ben çemberin dışından çemberi seyretmeyi daha yaratıcı buluyorum. Mungan’ı, Pamuk’u, Borges’ı . Marquez’i ve diğerlerini ancak böyle anlamaya başladığıma inanıyorum.

Yazar ve okurlar arasında kurulan köprü sizce nasıl olmalı?

Yazar, okura istediği mesajı ulaştıramadığı sürece, kurgusal metnin çok da bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Ancak çoğu metnin de her okur tarafından anlaşılır olmasının metne, kurguya ve yazara yapılacak saygısızlık olduğuna inanıyorum. Sadece iyi metinler iyi okuyucuyu, iyi okuyucular da özenle yazılmış ve içinde gizem barındıran metinleri hak eder. Tıpkı Sait Faik’in de dediği gibi, yazmasa delirecek olan yazar, şahsımca kendi tutkuları için yazar. Ancak yazar bu noktada metnin içindeki gizemi okura ulaştırabildiği kadar yazardır. Tabii ki okurun da çaba göstermesi şartıyla

Okurlar sizin kitaplarınızı neden okumalı?

Ben büyülü gerçekliği seviyorum. Post-modern edebiyata tutkusu olan herkes kitabımı okumayı deneyebilir. Karakterlerin birbiri içine geçişi ve zaman zaman gerçeküstülüğü seven her bireyin kitaplarımda gizem bulacağına inanıyorum.

İkinci Adam Yayınları “Bölünmüş Yüzler”i şöyle tanıtmış okuyucuyla:

Aşk, onun için hem kelime hem cümleydi. Anlamı oldukça yüce olan bu kelime, cümleleştiğinde daha da yücelir. Yedi Tepeli Şehir’den arşa doğru yola koyulur, en tepeye vardığında ise cümleler öyküleşirdi. Ardından öyküler romanlaşır, en sonunda aşk adına kitaplar yazılıverirdi. İstanbul, neden sonra aşkın önünde eğilir, kendi silüetini ona aktarır ve aktardığı silüet ile aşk daha da güzelleşir, ardından İstanbul’daki âşıklara güzellemeler yazılır olurdu. Artık İstanbul’da aşkın sıradanlaştığı o eski zamanlar yoktu, sadece “an,” bir diğer deyişle “bugün” vardı.”

Modern zamanlarda kendini tanımak için yanıp tutuşan, ancak tutkularıyla yüzleşip kendinden kaçan insanlar için, “Aynalı Oda” onları büyütürken, aynı zamanda kendinden kaçanları geçmişiyle yüzleştirip, başkalaştırıyordu. Öte yandan, bir halı desenindeki naiflikten modern zamanların karmaşasına çıkılan yolculuğun evrilme öyküsünün cezbedici heyecanı, Fikir Koleksiyoncusu’ndan satın aldığı fikirlerle Feraye’yi büyütüp başkalaştırmıştı. Masalsı yaşamlarımızdaki gerçek kahramanlarımızla rastlaşmalarımızın büyülü öyküsü “Bölünmüş Yüzler,”

maskelerimizin altında yüz diye adlandırdığımız aksimizi, sözcükler, gölgeler ve mevsimlerle resmederek âdeta ele veriyor…

NOT:

Kitabı merak edenler https://ikinciadamyayinlari.com.tr/urun/bolunmus-yuzler/ ve tüm kitap siparişi verilebilen internet sitelerinden temin edebilirler. İyi okumalar diliyorum.

Arşiv - 10:55 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.